Üniversitelerarası Kurul ile bu kurula bağlı komisyonların çalışma esaslarını belirleyen yönetmelik, ilk bakışta yalnızca iç işleyişe ilişkin teknik bir düzenleme gibi görünür. Oysa akademik hayatta alınan pek çok bireysel karar, bu usul kurallarına uygun oluşturulmuş bir iradeye dayanır. Usulün ihlali, sonucu doğrudan sakatlayabilir.
Yönetmeliğin düzenlediği alan
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile kurulan Üniversitelerarası Kurul, üniversiteler arasında eşgüdüm sağlayan ve akademik konularda görüş oluşturan bir yapıdır. Çalışma esasları yönetmeliği; toplantıların çağrısını, gündemin oluşturulmasını, komisyonların kuruluş ve görev alanını, karar alma biçimini ve tutanak düzenini konu alır.
Usul kuralları neden sonuç doğurur
İdare hukukunda kolektif organların iradesi, ancak öngörülen usulle oluştuğunda geçerlidir. Bu nedenle bir kararın hukuka uygunluğu tartışılırken şu sorular sorulur:
- Toplantı çağrısı usulüne uygun ve zamanında yapılmış mıdır?
- Toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmış mıdır?
- Gündemde bulunmayan bir konu karara bağlanmış mıdır?
- Menfaat çatışması bulunan üye görüşmeye ve oylamaya katılmış mıdır?
- Karar gerekçesi ve muhalefet şerhleri tutanağa geçirilmiş midir?
Bu soruların cevabı, çoğu zaman karar metninde değil toplantı tutanağında bulunur. Bu nedenle bilgi edinme başvurusuyla tutanak ve ilgili komisyon raporunun istenmesi, sürecin ilk adımıdır.
Komisyon raporları ile nihai karar ilişkisi
Komisyonların hazırladığı raporlar hazırlık işlemi niteliğindedir; tek başına kesin ve yürütülebilir bir işlem oluşturmazlar. İlgilinin hukuki durumunu etkileyen, kurulun bu rapora dayanarak kurduğu nihai işlemdir. Bu ayrım, dava açılacak işlemin doğru belirlenmesi bakımından belirleyicidir; hazırlık işlemine yöneltilen istem, esasa girilmeden reddedilebilir.
Hangi işleme, nerede itiraz edilir
Genel ve soyut kurallar içeren yönetmelik hükümleri düzenleyici işlem sayılır ve bunlara karşı açılacak iptal davaları idari yargıda görülür. Buna karşılık bir akademisyen hakkında verilen bireysel karar, ayrıca dava konusu yapılabilir. Uygulamada tercih edilen yol, bireysel işlemle birlikte dayanağı olan düzenleyici hükmün de dava dilekçesinde tartışılmasıdır. Süreler bakımından, işlemin ilgiliye tebliğ edildiği tarih esas alınır ve idareye yapılan başvurunun sürelere etkisi 2577 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilir.
Dosya hazırlığında dikkat edilecekler
Başvuru dosyasının hangi tarihte hangi birime ulaştığı, eksik belge bildiriminin yapılıp yapılmadığı ve verilen ek sürelerin yazılı olup olmadığı baştan itibaren kayıt altına alınmalıdır. E-posta ve elektronik başvuru sistemlerindeki bildirimler de dosyanın parçasıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; akademik değerlendirme süreçlerinde her dosyanın kendine özgü tarihçesi bulunduğundan, karar ve tutanak örnekleriyle birlikte ayrı bir değerlendirme yapılması gerekir.