İçeriğe geç
AC

İki İlde Taşınmazı Etkileyen RES Kamulaştırması: Kestanederesi Kararında Yetki ve Merci Sorunu

20 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 67 görüntülenme Son güncelleme: 18 Ağustos 2026

8349 sayılı karar, Kestanederesi RES elektrik üretim tesisinin yapımı amacıyla İzmir ve Manisa illerinde bulunan bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkindir. Kamulaştırma alanının iki ilin sınırlarına yayılması, malikler bakımından teknik gibi görünen ancak sonucu doğrudan belirleyen bir soruyu gündeme getirir: hangi istem, hangi mahkemeye yöneltilecektir?

Önce görev, sonra yetki

Kamulaştırma uyuşmazlıklarında iki aşamalı bir ayrım yapılır. Birincisi görev ayrımıdır: kamulaştırma kararının hukuka aykırılığı iddiası idari yargının, taşınmazın bedeline ilişkin uyuşmazlık ise adli yargının alanına girer. İkincisi yetki sorunudur: adli yargıda bedel tespiti ve tescil davaları, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Bu nedenle İzmir sınırlarındaki parseller ile Manisa sınırlarındaki parseller bakımından farklı mahkemelerde ayrı dosyalar oluşabilir.

Aynı malikin farklı illerde parseli varsa

Tesis alanının il sınırından geçtiği durumlarda, bir malikin bitişik nitelikteki arazisi iki ayrı yargı çevresinde kalabilir. Böyle bir durumda:

  • Her parsel için ayrı dosya takibi gerekebilir
  • Farklı bilirkişi heyetleri, aynı nitelikteki araziye farklı değer biçebilir
  • Keşif tarihleri çakışabilir ve katılım planlaması gerekir
  • Vekâletnamenin her iki dosya için de geçerli biçimde düzenlenmesi gerekir

Bu dağınıklık yönetilmediğinde, aynı arazi bütünü için tutarsız sonuçlar ortaya çıkabilir. Dosyalar arasında karşılıklı olarak diğer raporun sunulması, bu tutarsızlığın giderilmesinde işlevsel bir yöntemdir.

Kararın iptali isteminde merci

Kamulaştırma kararının kendisine yöneltilen iptal istemi, taşınmazın hangi ilde olduğuna göre değişmez. Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal davaları ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülür. Bu istemin yerel idare mahkemesine yöneltilmesi, dosyanın esasına girilmeden görev yönünden reddine ve zaman kaybına yol açar.

Yanlış merciye başvurmanın sonuçları

İdari yargı ile adli yargı arasında yapılan hatalı tercih, çoğu zaman telafi edilebilir olsa da süre bakımından risk taşır. Özellikle idari yargıda dava açma sürelerinin kısa olması, adli yargıda geçirilen zamanın hak kaybına dönüşmesine yol açabilir. Bu nedenle dilekçe hazırlanmadan önce, talebin gerçekte neye yöneldiği net biçimde belirlenmelidir: karar mı sakat, bedel mi yetersiz?

Ortak hareket etmenin pratik faydası

Aynı proje kapsamında etkilenen maliklerin, keşif ve rapor süreçlerinde bilgi paylaşımı yapması, emsal niteliğindeki verilerin dosyalara girmesini kolaylaştırır. Ancak her parselin niteliği farklı olduğundan, tek tip dilekçeyle hareket edilmesi doğru değildir.

Son olarak belirtmek gerekir ki bu metin yol gösterici bir çerçeve sunar; merci ve süre tayini dosyanın somut verilerine bağlı olduğundan, başvuru öncesinde hukuki değerlendirme alınması önemlidir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla