Satın alınan bir mal veya sözleşmeyle taahhüt edilen bir edim beklenen niteliği taşımadığında, yani ayıplı çıktığında, alıcının aklındaki ilk soru genellikle "ne kadar tazminat isteyebilirim" olur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun (TKHK), alıcıya belirli seçimlik haklar tanır. Bu rehber, tazminat talebinin nasıl kalem kalem hesaplanacağına odaklanır.
Önce Hangi Hakkın Kullanılacağını Seçmek
Ayıp halinde alıcı, çoğu zaman bedelden indirim, ayıpsız misliyle değişim, ücretsiz onarım veya sözleşmeden dönme arasında bir seçim yapar. Talep edilecek tazminatın büyüklüğü, bu seçime göre kökten değişir. Örneğin sözleşmeden dönmede ödenen bedelin iadesi ile birlikte bağlı zararlar gündeme gelirken, bedelden indirimde hesap ayıbın değere etkisi üzerinden kurulur.
Zarar Kalemlerini Ayırmak
Sağlam bir tazminat talebi, zararı tek bir rakama sıkıştırmak yerine kalemlere ayırır:
- Malın ayıpsız değeri ile mevcut değeri arasındaki fark
- Onarım için yapılan zorunlu masraflar
- Ayıp nedeniyle doğan ve belgelenebilen dolaylı zararlar
- Varsa kullanım kaybından kaynaklanan somut kayıplar
Her kalemin ayrı belgeyle desteklenmesi, talebin ölçülebilir ve savunulabilir olmasını sağlar.
Muayene ve Bildirim Yükümlülüğü
Ayıba dayalı taleplerde, malın teslim alındıktan sonra makul sürede gözden geçirilmesi ve ayıbın satıcıya bildirilmesi beklenir. Gizli ayıplarda ise ayıbın ortaya çıktığı an belirleyicidir. Bu bildirimin yazılı ve tarihli yapılması, ileride "süresinde bildirim yapılmadı" savunmasını karşılamak açısından önemlidir.
Bilirkişi ve İspat
Zararın miktarı taraflar arasında tartışmalıysa, teknik bir bilirkişi incelemesi çoğu kez kaçınılmazdır. Bu nedenle ayıbı kanıtlayan fotoğraf, servis raporu ve yazışmaların baştan itibaren düzenli saklanması, hesabın sağlam bir zemine oturmasını sağlar.
Açıklamalar genel bilgi niteliğindedir. Ayıbın türü ve sözleşmenin içeriği her olayda farklı sonuç doğurabileceğinden, talep oluşturmadan önce bireysel hukuki değerlendirme alınması yerinde olur.