Bir sözleşmenin ihlali halinde en çok tartışılan konu, talep edilebilecek tazminatın kapsamı ve miktarıdır. Sözleşme ihlali davalarında zarar soyut bir rakam olarak değil, kalem kalem ispatlanabilir bir yapı olarak kurulmalıdır. Bu rehber, TBK, HMK ve TKHK çerçevesinde tazminat hesabının nasıl temellendirileceğini ele alır.
Zararın Türlerinin Ayrılması
Tazminat talebi kurulurken zarar kalemleri birbirine karıştırılmamalıdır. Fiilen uğranılan zarar (fiili zarar) ile ihlal olmasaydı elde edilecek kazancın kaybı (yoksun kalınan kâr) ayrı ayrı gösterilmelidir. Bu ayrım yapılmadan istenen toplu rakam, ispat aşamasında zayıflar.
Temerrüt ve İhtarın Rolü
TBK kapsamında borçlunun temerrüde düşürülmesi, gecikme faizi ve bazı tazminat kalemleri için başlangıç noktası oluşturur. Usulüne uygun bir ihtar veya temerrüdün kendiliğinden oluştuğu haller, faizin hangi tarihten işleyeceğini belirler. İhtar tarihinin belgelenmesi bu nedenle önemlidir.
İspat Yükü ve Belge Düzeni
Zararı iddia eden taraf onu ispatla yükümlüdür. Bu nedenle sözleşme metni, ifa ve teslim belgeleri, ödeme kayıtları ve yazışmalar tarih sırasıyla derlenmelidir. Miktarın belirsiz olduğu durumlarda belirsiz alacak davası veya kısmi dava gibi seçeneklerin usul açısından doğru tercih edilmesi hak kaybını önler.
Tüketici İşlemi Ayrımı
Sözleşmenin bir tarafı tüketici ise TKHK devreye girer ve uyuşmazlık farklı bir mercide, farklı sürelerle görülebilir. Aynı ihlalin ticari mi yoksa tüketici işlemi mi olduğunun baştan doğru belirlenmesi, görevli mercii ve izlenecek yolu değiştirir.
Değerlendirme
Her sözleşmenin niteliği ve zararın yapısı farklı olduğundan hesap yöntemi de değişir. Talebin eksik veya fazla kurulması hem masraf hem hak kaybı doğurabilir; bu nedenle dava öncesi zararın hukuki açıdan yapılandırılması önerilir.