Sözleşmeye aykırılık ya da haksız fiil sonucu doğan zararlarda tazminat talebi, çoğu zaman doğrudan davadan önce bir ihbar ile şekillenir. TBK, borçlunun ne zaman temerrüde düşeceğini ve zararın nasıl istenebileceğini düzenler. Bu rehber, tazminat sürecini borcun türüne göre ayrıştırır.
Maddi ve Manevi Tazminat Ayrımı
Maddi tazminat, malvarlığında meydana gelen somut kaybı ve yoksun kalınan kazancı karşılar. Manevi tazminat ise kişilik haklarına yönelik ihlallerde duyulan elem ve üzüntüyü gidermeye yöneliktir. Talep dilekçesinde bu kalemlerin ayrı ayrı ve gerekçeleriyle gösterilmesi gerekir.
Temerrüt ve İhbarın Rolü
Bir para ya da edim borcunda, borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak alacaklının ihbarı (ihtar) gerekir. İfa günü belli olan borçlarda ise bu günün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden oluşabilir. İhbar, hem temerrüt faizinin başlangıcı hem de sonraki dava açısından önemli bir belge oluşturur.
İhbarda Bulunması Gerekenler
- Borcun konusu ve dayanağı açıkça belirtilmeli,
- İfa için verilen süre yazılmalı,
- Gönderim tarihi ispat edilebilir olmalıdır.
Zamanaşımı Süresine Dikkat
Tazminat talepleri, dayandığı hukuki ilişkiye göre farklı zamanaşımı sürelerine tabidir. Sözleşmeden doğan alacaklarla haksız fiile dayalı taleplerde süreler ve başlangıç anları değişebilir. Sürenin kaçırılması, hak esas yönünden haklı olsa dahi talebin reddine yol açabilir.
İspat Yükü
Zararın varlığı, miktarı ve nedensellik bağı kural olarak talep edenden beklenir. Tüketici işlemi söz konusuysa TKHK kapsamında ek koruyucu hükümler gündeme gelebilir. Bu nedenle belge, bilirkişi ve tanık delilleri baştan planlanmalıdır.
Her tazminat dosyası, olayın niteliğine ve delil durumuna göre farklı yürür. Zamanaşımı işlerken hakkın doğru kurgulanması için erken aşamada hukuki görüş alınması yerinde olur.