Sözleşme ihlali uyuşmazlıklarında asıl mesele çoğu zaman hakkın varlığı değil, ihlalin ispatıdır. Türk Borçlar Kanunu tarafların yükümlülüklerini belirlerken, ispat yükünün nasıl dağılacağı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile şekillenir. Tüketici tarafın olduğu ilişkilerde ayrıca TKHK devreye girer.
İspat Yükü Kimdedir
Kural olarak bir hakkın varlığını ileri süren taraf onu ispatla yükümlüdür. Alacaklı, sözleşmenin kurulduğunu ve edimin ifa edilmediğini; borçlu ise ifa ettiğini veya borçtan kurtulduğunu kanıtlar. Bu dağılımı baştan doğru kurmak, hangi belgenin toplanacağını belirler.
Yazılı Delil ve İstisnaları
Belirli tutarı aşan sözleşmelerde kural yazılı ispattır; ancak yazılı delil başlangıcı veya karşı tarafın açık muvafakati tanık dinlenmesine imkân verebilir. İhlali gösteren belgeler dikkatle derlenmelidir:
- Sözleşme metni, ek protokoller ve teklif-kabul yazışmaları
- İhtar/ihbarname ve tebliğ belgeleri
- Fatura, teslim tutanağı ve ödeme kayıtları
İhtarın Rolü
Temerrüde düşürme ve fesih için çoğu halde usulüne uygun ihtar gerekir. İhtarın içeriği, muhataba ulaşma tarihi ve verilen süre; sonraki tazminat ve fesih taleplerinin dayanağını oluşturur. Bu nedenle ihtarın noter veya güvenilir tebligat yoluyla yapılması önerilir.
Süre ve Zamanaşımı
Sözleşme türüne göre zamanaşımı süreleri değişir; sürenin işlemeye başladığı an doğru saptanmalıdır. Tebligat ve ihtar tarihlerinin aynı takvimde izlenmesi, hem temerrüt hem zamanaşımı hesabını netleştirir.
Sonuç
Sözleşme ihlalinde başarı, ispat yükünü doğru okumak ve delili buna göre toplamakla ilgilidir; her sözleşme ilişkisinin ispat imkânı farklıdır. Somut uyuşmazlıkta borçlar hukuku alanında çalışan bir hukukçudan görüş almak isabetli olur.