Bir alacağın varlığı kadar, o alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı da davanın kaderini belirler. Bu rehber, sözleşme ilişkilerinde zamanaşımı savunmasının nasıl kurulacağını ve tarafların bu savunmayı hangi delillerle karşılayacağını TBK, HMK ve tüketici ilişkilerinde TKHK çerçevesinde açıklar.
Zamanaşımı Bir Def'idir, Kendiliğinden İncelenmez
Türk borçlar hukukunda zamanaşımı, hâkimin resen dikkate almadığı bir def'idir; borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir. Bu yüzden davalı için en kritik risk, cevap aşamasında zamanaşımını süresinde ve açıkça ileri sürmemektir. Alacaklı bakımından risk ise, sürenin dolmasını beklemeden alacağı takibe koymaktır.
Sürenin Başlangıcı ve Kesilmesi
Zamanaşımı süresi, kural olarak alacağın muaccel hale geldiği anda işlemeye başlar. Sürenin;
- Borçlunun borcu ikrar etmesiyle,
- Dava veya icra takibiyle,
- Hakeme başvuru gibi işlemlerle
kesilebileceği ve kesilmeden sonra yeniden işlemeye başlayacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle taraflar, borç ilişkisinin doğduğu ve muaccel olduğu tarihleri belgeye dayalı olarak tespit etmelidir.
Farklı Süreler ve Sözleşme Tipi
Sözleşmenin türü uygulanacak süreyi değiştirebilir; kira, satış, eser ve genel alacaklar farklı rejimlere tabidir. Bu ayrımı yaparken sözleşmenin nitelendirilmesi başlı başına bir hukuki tartışmadır ve yanlış nitelendirme yanlış süreye yol açar.
İspat Yükü ve Belge Düzeni
Zamanaşımının kesildiğini iddia eden taraf bunu ispatla yükümlüdür. İkrar niteliğindeki yazışmalar, ödeme dekontları ve ihtarnameler tarih sırasıyla düzenlenmeli; hangi belgenin süreyi kestiği ayrıca not edilmelidir.
Süre hesabı, olayın ayrıntısına göre bütünüyle değişebilir. Bu içerik genel niteliktedir; alacağınızın zamanaşımı durumunu netleştirmek için sözleşmenizi ve belgelerinizi bir hukukçuyla birlikte incelemeniz önerilir.