Bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başkasına zarar vermesi, haksız fiil sorumluluğunu doğurur. Bu davalarda asıl mesele çoğu zaman sorumluluğun varlığı değil, zararın miktarının doğru hesaplanmasıdır.
Sorumluluğun Dört Unsuru
Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde haksız fiil sorumluluğu; hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı unsurlarının birlikte bulunmasını gerektirir. Bu unsurlardan biri eksikse tazminat doğmaz. İlliyet bağının kopması, örneğin araya giren başka bir nedenin zarara yol açması, sorumluluğu ortadan kaldırabilir.
Zararın Ayrıştırılması
- Fiili zarar: malvarlığında meydana gelen doğrudan azalma
- Yoksun kalınan kazanç: fiil olmasaydı elde edilecek gelir
- Bedensel zararda tedavi gideri ve çalışma gücü kaybı
- Manevi zarar: kişilik değerlerinde meydana gelen elem ve üzüntü
Tazminatın İndirilmesi Halleri
Zarar görenin kendi kusuru veya zararı artıran davranışı, tazminattan indirim sebebidir. Aynı şekilde failin kusurunun hafifliği ile zarar arasındaki açık oransızlık da hakime indirim takdiri tanır. Bu nedenle davacının yalnızca zararı değil, kendi davranışının zarara etkisini de öngörerek talebini kurması gerekir. Tüketici işlemlerinden doğan zararlarda TKHK'nın özel koruma hükümleri ayrıca devreye girebilir.
İspat Yükü
HMK uyarınca zararı ve failin kusurunu kural olarak zarar gören ispatlar. Bilirkişi incelemesi, özellikle kazanç kaybı ve bedensel zarar hesaplarında belirleyicidir. Faturalar, gelir belgeleri ve olay tespit tutanakları bu ispatın dayanağıdır.
Zamanaşımı Ekseni
Haksız fiilde tazminat talebi, zararın ve failin öğrenilmesine bağlı bir sürenin yanında, fiilden itibaren işleyen daha uzun bir azami süreye de tabidir. Bu iki sürenin birlikte gözetilmesi gerekir.
Zarar hesabı her olayın kendi verilerine göre değişir. Talebinizi miktar yönünden doğru kurmak için zarar kalemlerinizi belgeleyip hukuki değerlendirme almanız yerinde olur.