Bir sözleşme borcunun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde alacaklı, koşulları varsa uğradığı zararın tazminini isteyebilir. TBK ekseninde tazminat talebinin önünde çoğu zaman bir temerrüt ihtarı aşaması bulunur.
İhtar ve Temerrüt
Borçlu, muaccel borcunu ödemezse alacaklının çoğu halde onu ihtar ile temerrüde düşürmesi gerekir. İhtarda borcun açıkça belirtilmesi ve ifa için makul bir çağrı yapılması önemlidir. Belirli vadeye bağlanmış bazı borçlarda ise vade gelmekle temerrüt kendiliğinden doğabilir; bu ayrım, faiz ve tazminatın başlangıç anını belirler.
Zarar Kalemleri
Tazminat talebinde alacaklının, sözleşmeye aykırılık ile zarar arasındaki nedensellik bağını ve zararın miktarını ortaya koyması beklenir. Fiili zarar ve yoksun kalınan kâr ayrı ayrı değerlendirilir. Zararın belgeye ve gerektiğinde bilirkişi incelemesine elverişli biçimde sunulması, talebin kabulünü doğrudan etkiler.
- Sözleşmenin ve aykırılığın somut biçimde ortaya konması
- İhtarın veya kendiliğinden temerrüdün belgelenmesi
- Fiili zarar ve mahrum kalınan kazancın ayrıştırılması
Aynen İfa mı Tazminat mı
Alacaklı, koşullara göre borcun aynen ifasını, ifa yerine tazminatı veya sözleşmeden dönmeyi seçebilir. Bu seçimlik hakların hangisinin kullanılacağı, ifanın hâlâ mümkün ve anlamlı olup olmamasına bağlıdır. TKHK kapsamındaki tüketici sözleşmelerinde ise ek koruyucu kurallar devreye girebilir.
Süre ve Zamanaşımı
Sözleşmeden doğan alacaklar belirli zamanaşımı sürelerine tabidir; bu süre kaçırılırsa borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürebilir. HMK anlamında delil ve talep düzeninin baştan doğru kurulması, davanın seyrini kolaylaştırır. Bu nedenle ihtar ve ödeme tarihleri dikkatle izlenmelidir.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Sözleşmenin türü ve zarar durumu her olayda farklı olduğundan, tazminat talebinden önce hukuki görüş almanız önerilir.