Borçlar hukukunda tazminat talepleri çoğunlukla bir sözleşmenin nasıl yorumlanacağı sorusuyla iç içedir. Tarafların gerçek iradesi, sözleşme metninin lafzıyla her zaman örtüşmez. TBK bu noktada dürüstlük kuralı ve tarafların amacını devreye sokar. Bu rehber, ihlal iddiasını tazminata dönüştürürken izlenecek mantığı ele alır.
Önce Yükümlülüğün İçeriği Belirlenir
Tazminattan söz edebilmek için, önce hangi edimin taahhüt edildiği ve nasıl ifa edileceği net olmalıdır. Sözleşme lafzı belirsizse, TBK'nın öngördüğü şekilde tarafların gerçek ve ortak iradesi araştırılır; başlıklar değil içerik esas alınır. Bu nedenle yorum çalışması, sözleşme öncesi yazışmalar ve tarafların fiili uygulamaları birlikte okunarak yapılmalıdır.
Zarar, İlliyet ve Kusurun Gösterilmesi
- Uğranılan zarar kalem kalem ve belgeyle somutlaştırılmalıdır.
- İhlal ile zarar arasındaki nedensellik bağı açıkça kurulmalıdır.
- Karşı tarafın temerrüde düşürülüp düşürülmediği ihtar bakımından önemlidir.
- Zararı azaltma külfeti ihmal edilirse tazminat kısıtlanabilir.
Temerrüt ve İhtarın Rolü
Birçok tazminat kaleminde, borçlunun temerrüde düşürülmesi ön koşuldur. Süreye bağlı bir edimde sürenin geçmesi kendiliğinden temerrüt doğurabilirken, diğer hallerde usulüne uygun ihtar gerekir. Bu yüzden ihtarın tarihi, içeriği ve tebliğ biçimi dosyanın kaderini etkiler. Cezai şart öngörülmüşse, bunun zararla ilişkisi ayrıca tartışılır.
Tüketici İşlemi Olup Olmadığı
Sözleşmenin bir tarafı tüketici ise, TKHK'nın koruyucu hükümleri devreye girer ve haksız şart denetimi gündeme gelir. Bu durumda görevli mahkeme ve uygulanacak kurallar değişebileceğinden, ilişkinin ticari mi tüketici işlemi mi olduğu baştan belirlenmelidir. HMK bakımından ise ispat yükü ve delil türleri, iddiayı ileri sürene göre planlanmalıdır.
Bu açıklamalar geneldir; her sözleşme kendi metni, ekleri ve tarafların davranışıyla anlam kazandığından, tazminat talebinizi ileri sürmeden önce sözleşmeye özgü profesyonel bir değerlendirme almanız yararınıza olur.