Sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat, çoğu zaman talebin miktarından çok, zararın türünün doğru belirlenmesiyle kazanılır veya kaybedilir. TBK, borca aykırılık halinde alacaklının uğradığı zararın giderilmesini öngörür; ancak hangi zararın hangi hukuki temele göre isteneceği baştan netleştirilmelidir.
Müspet Zarar ve Menfi Zarar
Müspet (olumlu) zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi alacaklının bulunacağı durum ile fiili durum arasındaki farktır; kâr kaybını da kapsayabilir. Menfi (olumsuz) zarar ise sözleşmenin geçerli olacağına güvenilerek yapılan masrafları ifade eder. Sözleşmeden dönme ile aynen ifa/tazminat talepleri farklı zarar kalemlerini gündeme getirir; bu ayrım talebin temelini oluşturur.
Kusur, İlliyet ve İspat
- Borçlunun temerrüdü veya ifa etmemesi somut olarak ortaya konmalıdır.
- Zarar ile aykırılık arasındaki illiyet bağı gösterilmelidir.
- Zarar miktarı belgeyle ispatlanmalı, gerekiyorsa bilirkişiden yararlanılmalıdır.
Temerrüt Faizi ve Munzam Zarar
Para borçlarında alacaklı, temerrüt faizini ayrıca isteyebilir. Faizi aşan bir zarara uğradığını ispatlarsa, munzam (aşkın) zararın tazminini de talep edebilir. Bu talep çoğu zaman gözden kaçırıldığından, alacağın niteliğine göre baştan planlanmalıdır.
Ceza Koşulu ve Belirlenmiş Tazminat
Sözleşmede cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı zararını ispatlamadan bu tutarı isteyebilir. Ancak fahiş ceza koşulunun indirilmesi mümkündür. Tacirler arasındaki ilişkilerde indirim imkanı daha sınırlı değerlendirilir. Tüketici tarafın bulunduğu ilişkilerde ise TKHK'nın koruyucu hükümleri devreye girer.
Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Alacağın türüne göre zamanaşımı süresi değişir; sürenin kaçırılması talebi zayıflatır. HMK genel usul kuralları uyarınca görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine (tüketici, ticari veya genel) göre belirlenir.
Her sözleşme ilişkisinin ihlal biçimi ve zarar yapısı farklıdır. Zarar türünün yanlış seçilmesi talebin reddine yol açabileceğinden, dava öncesinde hesabın ve hukuki temelin bir uzmanla kurgulanması önerilir.