Bir sözleşme ihlal edildiğinde alacaklının en güçlü kozu, tazminat talebini doğru bir ihtar ile hazırlamaktır. TBK ekseninde borçlunun temerrüde düşürülmesi çoğu durumda ihtara bağlıdır ve ihtarın içeriği, ileride açılacak davanın kaderini belirler. HMK usul kuralları ise talebin nasıl somutlaştırılacağını çerçeveler.
İhtar Neden Kritiktir?
Kural olarak borçlu, muaccel borcunu ödemediğinde kendiliğinden değil, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Bu nedenle ihtarda borcun tutarı, dayanağı ve ödeme için verilen süre açıkça yazılmalıdır. Belirli vadeli borçlarda veya tarafların vadeyi kesin kararlaştırdığı hâllerde ihtara gerek kalmayabilir; bu ayrım baştan tespit edilmelidir.
Tazminat Kalemlerini Ayırmak
- Fiili zarar: ihlal nedeniyle mal varlığında oluşan somut azalma
- Yoksun kalınan kâr: sözleşme düzgün ifa edilseydi elde edilecek kazanç
- Gecikme tazminatı ve kararlaştırılmışsa cezai şart
Her kalem ayrı ayrı delillendirilmeli; fatura, banka kaydı, yazışma ve teslim belgeleri zarar tutarını destekleyecek biçimde düzenlenmelidir.
Aynen İfa mı, Dönme mi?
Alacaklı, sözleşmenin aynen ifasını isteyebileceği gibi belirli koşullarda sözleşmeden dönerek verdiğini geri isteyebilir. Bu seçim geri alınamaz sonuçlar doğurduğundan, ihtar aşamasında hangi yolun tercih edildiği net ortaya konmalıdır. Tüketici tarafın olduğu ilişkilerde TKHK'nın koruyucu hükümleri de devreye girebilir.
Zamanaşımını Gözden Kaçırmamak
Sözleşmeden doğan alacaklar belirli sürelerde zamanaşımına uğrar; sürenin türü ilişkinin niteliğine göre değişir. İhtar çekmek zamanaşımını tek başına kesmez, bu nedenle dava zamanlaması ayrıca planlanmalıdır.
Her sözleşme ilişkisi kendine özgüdür; ihtarın gerekli olup olmadığı ve tazminatın kapsamı olaya göre değişir. Adım atmadan önce metnin bir hukukçu tarafından değerlendirilmesi önerilir.