Borçlar hukukunda satılan malın veya edimin sözleşmede vaat edilen niteliği taşımaması ayıp kavramını doğurur. Ticari ve tüketici işlemlerinde birçok uyuşmazlık, dava açılmadan önce arabuluculuk masasında çözülmeye çalışılır; ticari alacaklarda arabuluculuk dava şartıdır.
Ayıba Karşı Tekeffül
Satıcı, sattığı şeyin ayıptan ari olmasını taahhüt etmiş sayılır. Alıcı; sözleşmeden dönme, bedel indirimi, onarım veya ayıpsız misliyle değişim seçeneklerinden birini kullanabilir. Bu seçimlik hakların kullanımında, ayıbın gizli mi açık mı olduğu ve muayene-bildirim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği belirleyicidir.
Muayene ve Bildirim Yükümlülüğü
Özellikle ticari satışlarda alıcı, teslim aldığı malı makul sürede gözden geçirmek ve tespit ettiği ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim yapılmazsa mal kabul edilmiş sayılabilir. Gizli ayıp sonradan çıktığında ise bildirim, ayıbın fark edildiği ana bağlanır.
Arabuluculukta Belirleyici Noktalar
- Uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığının doğru saptanması
- Talep edilen tutarın ve seçimlik hakkın açıkça ortaya konması
- Anlaşma sağlanırsa tutanağın ilam niteliğinde icra edilebilir olması
Dava Şartı Arabuluculuk
Ticari alacak ve tazminat taleplerinde arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa, dava usulden reddedilir. Bu nedenle sürecin ilk adımı çoğu zaman arabuluculuk başvurusudur. Tarafların anlaşamaması hâlinde düzenlenen son tutanak, dava dilekçesine eklenir.
İspat ve Bilirkişi
Ayıbın varlığı ve niteliği çoğu zaman teknik bir mesele olduğundan bilirkişi incelemesi gündeme gelir. Ürünün ayıplı hâlini gösteren fotoğraflar, servis raporları ve yazışmalar, hem arabuluculuk hem de olası dava aşamasında dayanak oluşturur.
Her sözleşme ilişkisinin koşulları farklıdır; ayıbın türü ve bildirim süreçleri sonucu etkiler. Adım atmadan önce hukuki değerlendirme almanız yerinde olacaktır.