Bir alacak hukuken var olsa bile, süresinde istenmediğinde zamanaşımı savunmasıyla karşılaşabilir. Zamanaşımı borcu sona erdirmez; ancak borçluya, ödemekten kaçınma imkânı verir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) genel süreleri düzenlerken, 6100 sayılı HMK yargılama usulünü, tüketici işlemlerinde ise 6502 sayılı TKHK devreye girebilir.
Zamanaşımı ne zaman işlemeye başlar?
Kural olarak süre, alacağın muaccel olduğu (istenebilir hale geldiği) andan itibaren işler. Sözleşmenin türüne göre süreler farklılaşabilir; bu nedenle borcun doğduğu ve muaccel olduğu tarihlerin ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Yanlış başlangıç tarihi, alacağı olduğundan erken kaybedilmiş gibi gösterebilir.
Süreyi etkileyen durumlar
- Borçlunun borcu kabul etmesi veya kısmi ödeme yapması süreyi yeniden başlatabilir.
- Dava açılması veya icra takibi başlatılması süreyi kesebilir.
- Belirli hallerde sürenin durması söz konusu olabilir.
İhbarın rolü
Birçok sözleşmede, temerrüt veya fesih için karşı tarafa önceden ihbar yapılması gerekir. İhbar; borçluyu temerrüde düşürmek, süre tanımak veya sözleşmeyi sona erdirmek gibi sonuçlar doğurabilir. İhbarın yazılı, tarihli ve içerik olarak açık yapılması, sonraki uyuşmazlıkta ispat kolaylığı sağlar.
Zamanaşımı ileri sürülmezse ne olur?
Zamanaşımı, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun bunu savunma olarak ileri sürmesi gerekir. Bu nedenle hem alacaklı hem borçlu tarafı, sürelerin kendi lehine ve aleyhine sonuçlarını baştan hesaplamalıdır.
Zamanaşımı hesapları sözleşme türüne ve olayın gelişimine göre değişir. Alacağınızın süresi konusunda tereddüt varsa, hak kaybı yaşamadan bir hukukçuya danışmanız önerilir.