Borçlar hukukunda bir tazminat alacağının hem miktarı hem de dava edilebilirliği zamana bağlıdır. 6098 sayılı TBK çerçevesinde zamanaşımı süresinin geçmesi, alacağı doğrudan yok etmese de talebi savunmayla kırılabilir hâle getirir. Bu rehber, zamanaşımı ile tazminat hesabının kesiştiği noktaya odaklanır.
Zamanaşımı Alacağı Sona Erdirmez, Zayıflatır
Yaygın yanılgı, zamanaşımının borcu ortadan kaldırdığıdır. Aslında borç varlığını sürdürür; ancak karşı taraf zamanaşımı def'ini ileri sürerse talep reddedilebilir. Bu nedenle zamanaşımı, hâkim tarafından resen değil, ileri sürüldüğünde dikkate alınan bir savunmadır.
Sürenin Başlangıcını Doğru Saptamak
Hesabın en kritik parçası, sürenin ne zaman işlemeye başladığıdır. Haksız fiil ile sözleşmeye aykırılık kaynaklı alacaklarda başlangıç anları farklı kurgulanır. Zararın ve failin öğrenilmesi, muacceliyet gibi kavramlar başlangıcı kaydırabilir. Yanlış başlangıç, tüm hesabı hatalı yapar.
Kesme ve Durma Hâllerinin Etkisi
- Borçlunun borcu ikrarı süreyi kesebilir.
- Dava açılması veya icra takibi süreye etki eder.
- Belirli hukuki engeller sürenin durmasına yol açabilir.
Bu hâllerin varlığı, ilk bakışta zamanaşımına uğramış görünen bir alacağın hâlâ dava edilebilir olduğunu gösterebilir.
Tazminat Miktarını Etkileyen Zaman Unsuru
Zamanaşımı yanında, tazminat miktarı da zamana duyarlıdır: temerrüt faizi, değer kaybı ve gecikmenin doğurduğu ek zararlar hesaba katılmalıdır. Talep miktarının ölçülebilir kalemlere ayrılması, hem ispatı hem faiz başlangıcının doğru işletilmesini kolaylaştırır.
Değerlendirme
Zamanaşımı ve tazminat hesabı, tek bir tarihe indirgenemeyecek kadar değişkenli konulardır. Alacağın türü, başlangıç anı ve kesme/durma hâlleri olaydan olaya farklılaştığından, hesabın somut belgeler üzerinden ve güncel düzenlemeye göre yapılması önerilir.