Sözleşmesel bir tazminat talebinin dayanağı çoğu zaman, borçluya usulüne uygun çekilen bir ihbar yani temerrüt ihtarıdır. TBK ve HMK çerçevesinde, tüketici işlemlerinde ise TKHK bakımından, karşı tarafı temerrüde düşürmeden istenen bazı tazminat kalemleri eksik kalabilir. Bu rehber ihbarın tazminat hakkı üzerindeki etkisini ele alır.
İhbarın Tazminatla Bağlantısı
Borçlu edimini zamanında yerine getirmezse, alacaklının gecikmeden doğan zararlarını isteyebilmesi çoğu halde borçlunun temerrüde düşmüş olmasına bağlıdır. Belirli vadeli borçlarda vade kendiliğinden temerrüt doğurabilirken, belirsiz vadeli borçlarda alacaklının ihtarı gerekir. Bu nedenle ihbarın çekilip çekilmediği, faiz ve gecikme tazminatının başlangıcını doğrudan etkiler.
Aynen İfa mı, Tazminat mı
Temerrüde düşen borçlu karşısında alacaklının önünde birkaç yol vardır: aynen ifayı gecikme tazminatıyla birlikte istemek, uygun bir süre tanıyıp sonunda ifadan vazgeçerek olumlu zararı talep etmek ya da koşulları varsa sözleşmeden dönmek. Hangi yolun seçildiği ihbar metnine yansıtılmalıdır; çünkü sonradan yön değiştirmek ispat açısından güçleşir.
İhbardan Önce Netleştirilecekler
- Borcun muaccel olup olmadığı ve vadenin niteliği
- Talep edilen edimin ve zararın miktarının belirlenebilirliği
- Borçluya tanınacak ek sürenin makul olup olmadığı
- Sözleşmede kararlaştırılmış cezai şart veya sınırlamalar
Zararın İspatı ve Belgelendirilmesi
Tazminatın kabulü için zararın varlığı, miktarı ve borca aykırılıkla nedensellik bağı ortaya konmalıdır. Fatura, ödeme kaydı, ikame masrafı ve yazışmalar bu üç unsuru destekler. Soyut olarak zarara uğradığını söylemek yeterli olmaz; her kalem tarih ve tutar olarak somutlaştırıldığında değerlendirmede karşılık bulur.
Sözleşme ilişkileri metnin lafzına ve tarafların iradesine göre farklı sonuçlar doğurur; ihbarın gerekliliği ve tazminatın kapsamı somut olaya bağlıdır. Adım atmadan önce sözleşmenizin bir hukukçu tarafından incelenmesinde yarar vardır.