Ceza yargılamasında ilk derece hükmü açıklandığında dosyanın kaderini belirleyen şey çoğu zaman iddianın haklılığı değil, kanun yolu dilekçesinin nereye, ne zaman ve hangi içerikle verildiğidir. Bu rehber, CMK ve TCK ekseninde istinaf ve temyiz aşamasında ispat çalışmasının nasıl kurulacağını, en sık karşılaşılan mercie ilişkin hatayı merkeze alarak ele alıyor.
Dilekçe Nereye Verilir, Nerede İncelenir?
Uygulamadaki en yaygın yanılgı, istinaf dilekçesinin doğrudan bölge adliye mahkemesine, temyiz dilekçesinin ise doğrudan Yargıtay'a gönderilmesi gerektiği düşüncesidir. Oysa her iki başvuruda da dilekçe kural olarak hükmü veren ilk derece mahkemesine verilir; dosya inceleme merciine o mahkeme aracılığıyla ulaşır. Ceza infaz kurumundaki sanık bakımından kurum idaresine yapılan beyan da başvuru niteliği taşır. Yanlış adrese yapılan gönderim, evrakın havale zinciri içinde dolaşması nedeniyle sürenin sessizce tükenmesine yol açabilir.
Hangi Hükümler Kanun Yoluna Açık?
Her karar aynı kanun yoluna tabi değildir. Kesin nitelikte sayılan hükümler, istinaf incelemesinden geçtikten sonra temyize kapalı olan kararlar ve yalnızca itiraza tabi ara kararlar birbirinden ayrılmalıdır. Karar metninin sonundaki kanun yolu bildirimi başlangıç noktasıdır; ancak bu bildirim hatalı yazılmış olabilir. Bu nedenle hükmün türü, verilen ceza ve dosyanın geldiği aşama birlikte değerlendirilmelidir.
İspat Çalışmasını Kanun Yoluna Uyarlamak
- İlk derecede tartışılmamış veya eksik tartışılmış delillerin gerekçeli kararla karşılaştırmalı listesi çıkarılır.
- Delilin hukuka uygun elde edilip edilmediği, ispat değerinden ayrı bir başlık olarak yazılır.
- Tanık beyanları arasındaki çelişkiler tutanak sayfası ve satır düzeyinde gösterilir.
- Bilirkişi raporuna itiraz edilmişse, itirazın karşılanmadığı noktalar somut olarak belirtilir.
- Duruşmalı inceleme talep edilecekse bu talep dilekçede açıkça yer alır.
Gerekçeli Karar Beklenirken Yapılması Gerekenler
Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki dönem, savunma açısından boş geçirilmemesi gereken bir aralıktır. Bu sürede duruşma tutanakları temin edilir, süre başlangıcının tefhim mi tebliğ mi olduğu dosyaya göre netleştirilir ve gerekiyorsa süre tutum dilekçesi verilir. Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı da bu aşamada kontrol edilmelidir; usulsüz tebligat iddiası ileri sürülecekse öğrenme tarihine ilişkin dayanaklar baştan toplanmalıdır.
Sebeplerin Yazımı
Kanun yolu dilekçesinde sebeplerin soyut ifadelerle sıralanması, incelemenin kapsamını daraltabilir. Her sebep; hangi usul işleminin, hangi aşamada, hangi sonucu doğuracak biçimde eksik kaldığını gösterecek şekilde yazılmalıdır. Hukuka aykırılık iddiaları ile maddi olayın değerlendirilmesine yönelik iddiaların ayrı başlıklar altında toplanması, incelemeyi kolaylaştırır.
Burada aktarılanlar genel nitelikte bilgilendirmedir. Ceza dosyalarında sürelerin başlangıcı ve başvuru yolu, hükmün türüne ve tebligatın şekline göre değişebileceğinden, kararın kendi metni üzerinden bir hukukçuyla birlikte değerlendirme yapılması yerinde olur.