İçeriğe geç
AC

İstinaf ve Temyiz Süresi: Kanun Yolu Merciinin Doğru Seçimi ve Hak Kaybı

2 Nisan 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 85 görüntülenme Son güncelleme: 7 Ağustos 2026

Ceza yargılamasında kaybedilen hakların önemli bir bölümü esastan değil, kanun yolu aşamasındaki usul hatalarından doğar. CMK, TCK ve 5275 sayılı kanun ekseninde bakıldığında istinaf ve temyiz, birbirinin devamı olmakla birlikte farklı kurallara tabidir. Bu rehber, süre ve merci ikilisini hükmün açıklandığı andan başlayarak ele alır.

Sürenin Başladığı An: Yüze Karşı mı, Tebliğle mi?

Kanun yolu süresi, hükmün sanığın yüzüne karşı açıklanıp açıklanmadığına göre farklı başlar. Duruşmada hazır bulunulan hâlde süre kararın açıklanmasıyla; yokluğunda verilen kararlarda ise gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğiyle işlemeye başlar. Uygulamada en sık görülen kayıp, gerekçeli kararın beklenmesi gerektiği varsayımıyla yüze karşı açıklanan hükümde sürenin geçirilmesidir. Duruşma sonunda başvuru iradesinin tutanağa geçirilmesi, bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Hangi Karara Hangi Kanun Yolu?

  • İlk derece mahkemesi hükümleri kural olarak istinaf incelemesine tabidir.
  • Bölge adliye mahkemesinin bazı kararları kesin nitelikte olup temyize kapalıdır.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında başvurulacak yol, klasik kanun yolundan ayrılır.
  • İnfaz aşamasındaki kararlarda ise 5275 kapsamındaki itiraz mercii devreye girer.

Dilekçe Nereye Verilir?

Başvuru dilekçesi kural olarak kararı veren mahkemeye sunulur; dilekçenin doğrudan üst mahkemeye gönderilmesi gerekmez. Tutuklu sanıkların ceza infaz kurumu aracılığıyla yaptığı başvurular da süresinde yapılmış sayılır. Buna karşılık başvurunun yanlış mahkemeye verilmesi hâlinde evrakın ulaşma süresi risk yaratabileceğinden, dilekçe üzerine kararın esas ve karar bilgileriyle mahkeme adının doğru yazılması önemlidir.

Gerekçesiz Başvurunun Riski

Süresinde yapılan ancak sebep göstermeyen bir başvuru, sırf bu nedenle geçersiz sayılmaz; ancak inceleme kapsamını daraltır. Bu nedenle önce süre korunmalı, ardından gerekçeli karar tebliğ alındığında ek dilekçeyle sebepler ayrıntılandırılmalıdır. Sebepler yazılırken delillerin değerlendirilmesindeki çelişkiler, savunma hakkının kısıtlandığı anlar ve hukuka aykırı elde edildiği ileri sürülen delillerin hükme etkisi ayrı başlıklar hâlinde işlenmelidir.

Süre Takibinde Pratik Düzen

  1. Duruşma günü kararın yüze karşı açıklanıp açıklanmadığı tutanaktan doğrulanır.
  2. Tebligat tarihi, zarf ve tebliğ mazbatası ile birlikte dosyaya kaydedilir.
  3. Son gün hafta sonuna veya resmî tatile denk geliyorsa hesaplama ayrıca kontrol edilir.
  4. Birden fazla sanık veya birden fazla hüküm varsa her biri için ayrı takvim tutulur.

Buradaki bilgiler genel niteliktedir ve her dosyanın kararı ile tebligat geçmişi farklıdır. Kendi dosyanızda başvuru süresinin ne zaman dolduğunu belirlemek için karar ve tebligat evrakıyla birlikte hukuki değerlendirme almanız gerekir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla