Koruma tedbirleri, henüz hüküm verilmeden kişinin özgürlüğüne ve malvarlığına müdahale eden kararlardır. Bu nedenle itiraz yolu, ceza muhakemesinin en zaman duyarlı alanıdır. Uygulamadaki tıkanıklık genellikle iki noktada çıkar: itirazın hangi mercie yöneltileceğinin bilinmemesi ve yedi günlük sürenin, tedbirin devam ediyor olmasına güvenilerek ihmal edilmesi.
İtiraz Hangi Mercie Yapılır
CMK, itirazın kararı veren mercie verileceğini, o merciin kararını düzeltmezse dosyayı incelemeye yetkili mercie göndereceğini öngörür. Sulh ceza hakimliği kararlarında itiraz, numara sırasına göre izleyen hakimlik tarafından incelenir. Asliye ceza mahkemesinin kararlarında ise ağır ceza mahkemesi devreye girer. Dilekçenin doğrudan üst mercie gönderilmesi çoğu zaman esastan sonuç doğurmaz; dosya kararı veren mercie iade edilirken zaman kaybedilir.
Süre: Tebliğ mi, Yüze Karşı Bildirim mi
İtiraz süresi kural olarak yedi gündür ve kararın öğrenildiği tarihten işler. Karar duruşmada yüze karşı açıklanmışsa süre o andan, dosya üzerinden verilmişse tebliğden başlar. Sorgu sonunda verilen tutuklama kararlarında sürenin yüze karşı bildirimle işlemeye başladığının gözden kaçırılması, en sık rastlanan hak kaybı sebebidir.
Süre Geçse Bile Kapanmayan Yollar
Tutukluluk bakımından itiraz süresinin geçmesi, kişiyi çaresiz bırakmaz. Tutukluluğun devamına ilişkin her yeni kararda itiraz hakkı yeniden doğar; ayrıca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme talebinde bulunulabilir. El koyma tedbirlerinde ise, tedbirin koşullarının ortadan kalktığı ileri sürülerek kaldırılması her zaman istenebilir. Buna karşılık ilk itirazın süresinde yapılması, dosyaya erken bir hukuka aykırılık kaydı düşmesi bakımından önemlidir.
İtiraz Dilekçesinde Ne Tartışılmalı
- Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delilin kararda gösterilip gösterilmediği
- Tutuklama sebebinin kalıp cümlelerle mi, dosya içeriğiyle mi gerekçelendirildiği
- Adli kontrolün neden yetersiz kaldığının açıklanıp açıklanmadığı
- Ölçülülük değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığı
- El koymada tedbirin konusu ile isnat arasındaki bağın kurulup kurulmadığı
Gerekçesizlik iddiası tek başına ileri sürüldüğünde çoğu zaman karşılık bulmaz; iddianın dosyadaki somut belgelerle desteklenmesi gerekir. İnfaz aşamasına geçilmiş dosyalarda 5275 sayılı Kanun kapsamındaki taleplerin ayrı bir usule tabi olduğu da unutulmamalıdır.
Dosya Takibinin Pratik Düzeni
Koruma tedbirleri dosyalarında takvim tek bir yerde tutulmalı; karar tarihi, öğrenme tarihi, itiraz son günü ve bir sonraki incelemenin yapılacağı tarih aynı tabloya işlenmelidir. Böylece kısıtlama kararının kaldırıldığı an ile dosya inceleme imkanının doğduğu an da kaçırılmaz.
Yukarıdaki değerlendirmeler genel niteliktedir ve her dosyanın kendi delil durumuna göre değişir. Özgürlüğü kısıtlayan kararlarda vakit kaybetmeden bir müdafi ile çalışılması gerekir.