İçeriğe geç
AC

Koruma Tedbirlerine İtiraz: Merci Sıralaması, Yedi Günlük Süre ve Yenileme Hakkı

15 Haziran 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 123 görüntülenme Son güncelleme: 7 Ağustos 2026

Koruma tedbirleri, henüz hüküm verilmeden kişinin özgürlüğüne ve malvarlığına müdahale eden kararlardır. Bu nedenle itiraz yolu, ceza muhakemesinin en zaman duyarlı alanıdır. Uygulamadaki tıkanıklık genellikle iki noktada çıkar: itirazın hangi mercie yöneltileceğinin bilinmemesi ve yedi günlük sürenin, tedbirin devam ediyor olmasına güvenilerek ihmal edilmesi.

İtiraz Hangi Mercie Yapılır

CMK, itirazın kararı veren mercie verileceğini, o merciin kararını düzeltmezse dosyayı incelemeye yetkili mercie göndereceğini öngörür. Sulh ceza hakimliği kararlarında itiraz, numara sırasına göre izleyen hakimlik tarafından incelenir. Asliye ceza mahkemesinin kararlarında ise ağır ceza mahkemesi devreye girer. Dilekçenin doğrudan üst mercie gönderilmesi çoğu zaman esastan sonuç doğurmaz; dosya kararı veren mercie iade edilirken zaman kaybedilir.

Süre: Tebliğ mi, Yüze Karşı Bildirim mi

İtiraz süresi kural olarak yedi gündür ve kararın öğrenildiği tarihten işler. Karar duruşmada yüze karşı açıklanmışsa süre o andan, dosya üzerinden verilmişse tebliğden başlar. Sorgu sonunda verilen tutuklama kararlarında sürenin yüze karşı bildirimle işlemeye başladığının gözden kaçırılması, en sık rastlanan hak kaybı sebebidir.

Süre Geçse Bile Kapanmayan Yollar

Tutukluluk bakımından itiraz süresinin geçmesi, kişiyi çaresiz bırakmaz. Tutukluluğun devamına ilişkin her yeni kararda itiraz hakkı yeniden doğar; ayrıca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme talebinde bulunulabilir. El koyma tedbirlerinde ise, tedbirin koşullarının ortadan kalktığı ileri sürülerek kaldırılması her zaman istenebilir. Buna karşılık ilk itirazın süresinde yapılması, dosyaya erken bir hukuka aykırılık kaydı düşmesi bakımından önemlidir.

İtiraz Dilekçesinde Ne Tartışılmalı

  1. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delilin kararda gösterilip gösterilmediği
  2. Tutuklama sebebinin kalıp cümlelerle mi, dosya içeriğiyle mi gerekçelendirildiği
  3. Adli kontrolün neden yetersiz kaldığının açıklanıp açıklanmadığı
  4. Ölçülülük değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığı
  5. El koymada tedbirin konusu ile isnat arasındaki bağın kurulup kurulmadığı

Gerekçesizlik iddiası tek başına ileri sürüldüğünde çoğu zaman karşılık bulmaz; iddianın dosyadaki somut belgelerle desteklenmesi gerekir. İnfaz aşamasına geçilmiş dosyalarda 5275 sayılı Kanun kapsamındaki taleplerin ayrı bir usule tabi olduğu da unutulmamalıdır.

Dosya Takibinin Pratik Düzeni

Koruma tedbirleri dosyalarında takvim tek bir yerde tutulmalı; karar tarihi, öğrenme tarihi, itiraz son günü ve bir sonraki incelemenin yapılacağı tarih aynı tabloya işlenmelidir. Böylece kısıtlama kararının kaldırıldığı an ile dosya inceleme imkanının doğduğu an da kaçırılmaz.

Yukarıdaki değerlendirmeler genel niteliktedir ve her dosyanın kendi delil durumuna göre değişir. Özgürlüğü kısıtlayan kararlarda vakit kaybetmeden bir müdafi ile çalışılması gerekir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla