İddianamenin kabulüyle birlikte dosya artık kovuşturma aşamasındadır ve savunmanın hareket alanı soruşturmadakinden farklı kurallara tabidir. CMK'nın çizdiği bu çerçevede iki mesele çoğu zaman birlikte gündeme gelir: dosyaya bakan mahkemenin gerçekten görevli olup olmadığı ve delillerin hangi aşamaya kadar sunulabileceği.
Görev Sorununun Neden Erken Ele Alınması Gerekir
Görev, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Buna rağmen sorunu duruşmalar ilerledikten sonra gündeme getirmek pratikte savunmanın aleyhine işler: aylarca süren bir yargılama görevsizlik kararıyla başka mahkemeye gittiğinde tanıklar yeniden dinlenir, süreç uzar ve tutukluluk devam eder. Görev değerlendirmesinin çıkış noktası, iddianamede sevk edilen maddeler ile fiilin nitelendirilmesidir; ağır cezayı görevli kılan üst sınır ölçütü ile bazı suç tiplerinin kanunla doğrudan ağır ceza mahkemesine bırakılmış olması ayrı ayrı kontrol edilir.
Nitelendirme Değişirse Ne Olur
Yargılama sırasında fiilin hukuki niteliği değişebilir. Böyle bir durumda mahkemenin ek savunma hakkı tanıması gerekir; bu hak kullanılmadan verilen hüküm, kanun yolu aşamasında bozma sebebi oluşturur. Savunma açısından doğru refleks, ek savunma için makul süre talep etmek ve yeni nitelendirmeye özgü delilleri o aşamada sunmaktır.
Delil Sunumunun Zamanlaması
Ceza yargılamasında delil serbestisi geçerlidir; ancak zamanlama etkiyi belirler:
- Tanık listesi ve dinlenme sebebi, duruşma hazırlığı aşamasında bildirildiğinde çağrı süreci gecikmez.
- Bilirkişi veya uzman mütalaası talebi, mahkemenin dosyayı esastan değerlendirmeye başlamasından önce sunulmalıdır.
- Dijital kayıtlar, elde ediliş biçimini gösteren tutanaklarla birlikte verilmelidir; hukuka aykırı yolla elde edilen delil hükme esas alınamaz.
- Lehe olan bir kaydın silinme ihtimali varsa, mahkemeden korunması yönünde ara karar istenmelidir.
Ceza Yargılamasında "Süre" Ne Anlama Gelir
Burada hak düşürücü süre kavramı özel hukuktaki gibi işlemez; ancak kanun yollarına ilişkin süreler kesindir ve kaçırıldığında karar kesinleşir. İstinaf başvurusu, hükmün yüze karşı açıklanması hâlinde tefhimden, yokluğunda ise tebliğden itibaren işler; mahkeme kararlarına itiraz da kısa süreye bağlıdır. Uygulamada en sık kayıp, gerekçeli kararın beklenmesi gerektiği düşüncesiyle başvuru süresinin geçirilmesidir. Doğru yöntem, süresi içinde başvuruyu yapıp gerekçeleri sonradan tamamlamaktır.
Tutukluluk ve Yargılama Takvimi
Tutuklu dosyalarda tahliye talepleri ile duruşma aralıkları birlikte planlanmalıdır. Her tutukluluk incelemesi, dosyaya yeni delil sunmak için de bir fırsattır; talebi tekrar etmek yerine yeni bir olguya dayandırmak sonucu değiştirir.
Bu metin genel çerçeveyi anlatır. Görev, süre ve delil sunumu her dosyada farklı sonuç doğurabildiğinden, duruşma öncesinde savunmanın bir ceza hukukçusuyla birlikte kurgulanması önerilir.