Ceza yargılamasında görev, tarafların üzerinde anlaşabileceği bir konu değildir; kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir. Buna rağmen uygulamada dosyalar, görevsiz mahkemede geçirilen aylardan sonra el değiştirmekte, sanık ve mağdur açısından somut hak kayıpları doğmaktadır. CMK ve TCK ekseninde bu riski yönetmenin yolu, görev meselesini kovuşturmanın en başında gündeme getirmektir.
Görev Sorunu Nereden Doğar
Görev, kural olarak iddianamede yer alan nitelendirmeye ve öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Sorun genellikle nitelendirmenin tartışmalı olduğu hallerde çıkar: eylemin nitelikli hale mi yoksa temel şekle mi girdiği, zincirleme suç bulunup bulunmadığı, teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı gibi noktalar mahkemenin görevini doğrudan etkiler. Bu nedenle savunmanın nitelendirmeye ilişkin itirazı aynı zamanda bir görev itirazıdır.
İlk Duruşmaya Kadar Yapılması Gerekenler
- İddianame ve kabul kararı tarihleri dosyaya işlenir, tebliğ tarihinden itibaren cevap takvimi kurulur.
- Sevk maddeleri ile anlatılan eylem karşılaştırılır; uyuşmazlık varsa yazılı olarak not edilir.
- Görevsizlik iddiası, gerekçesi ve dayandığı maddi vakıalarla birlikte ilk oturumdan önce dilekçeye bağlanır.
- Görev tartışmasından bağımsız olarak esasa ilişkin deliller ve tanık listesi süresinde bildirilir.
- Görevsizlik kararı verilmesi ihtimaline karşı, dosyanın gideceği mahkemedeki savunma planı önceden hazırlanır.
Görevsizlik Kararının Sonuçları
Görevsizlik kararıyla dosya yetkili ve görevli mahkemeye gönderilir. Bu geçiş, tutukluluk incelemeleri ve zamanaşımı hesabı bakımından sonuç doğurabileceğinden, kararın verildiği ve dosyanın gönderildiği tarihler ayrı ayrı takip edilmelidir. Görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin hangilerinin geçerliliğini koruduğu ayrıca değerlendirilir; özellikle tanık dinlenmesi ve keşif gibi işlemlerde bu sorunun sonradan gündeme gelmesi mümkündür.
Usule Aykırı İşlemin Doğurduğu Somut Zarar
Görev sorununun geç fark edilmesi yalnızca zaman kaybı değildir. Tutuklu dosyalarda inceleme süreleri uzayabilir, 5275 sayılı Kanun kapsamında infaza ilişkin hesaplar geriye dönük olarak etkilenebilir, tanıkların beyanları arasındaki tutarsızlıklar tekrar dinleme sırasında derinleşebilir. Bu nedenle görev itirazı ertelenecek bir savunma aracı değil, ilk oturumda kullanılması gereken bir usul hakkıdır.
Kapanış Notu
Buradaki anlatım genel usul çerçevesini tanıtmak içindir. Her dosyada isnadın niteliği, sanık sayısı ve delil durumu izlenecek yolu değiştirir; bu nedenle görev ve nitelendirme tartışması somut iddianame üzerinden, savunma stratejisiyle birlikte kurulmalıdır.