İçeriğe geç
AC

Kovuşturma Aşamasında Görev, Yetki ve Süre: Usul Denetimi Rehberi

14 Haziran 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 84 görüntülenme Son güncelleme: 16 Ağustos 2026

İddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşaması, soruşturmadan farklı bir usul mantığıyla işler. Duruşmaya hazırlık, delil tartışması ve kanun yolu adımlarının her biri kendi süresine bağlıdır. Bu aşamada yapılan usule aykırı işlem, hükmün esasına ilişkin değerlendirmeyi dahi gölgede bırakarak bozmaya yol açabilir.

Görev: Ağır Ceza ve Asliye Ceza Ayrımı

Ceza yargısında görev, kanunun suç için öngördüğü cezanın üst sınırına ve bazı suçlar bakımından doğrudan kanuni sayıma göre belirlenir. Yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve kasten öldürme gibi suçlar ağır ceza mahkemesinin görev alanındadır. Görev kuralı kamu düzenindendir; mahkeme kovuşturma evresinin her aşamasında resen inceler. Duruşmada yapılan nitelendirme değişikliği görevi de etkileyebilir ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekir.

Yetki: Suçun İşlendiği Yer ve İstisnaları

Kural, suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkili olmasıdır. Teşebbüste son hareketin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçta son suçun işlendiği yer esas alınır. Suçun işlendiği yer belli değilse şüphelinin veya sanığın yakalandığı, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi devreye girer. Yetkisizlik iddiası, ilk derece mahkemesinde savunma yapılmadan önce ileri sürülmelidir; sonradan yapılan itiraz dinlenmez.

Kovuşturmada İşleyen Süreler

  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz, tebliğden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine yapılır.
  • Hükme karşı istinaf başvurusu, hükmün yüze karşı açıklanması hâlinde açıklanmadan, yokluğunda verilmişse tebliğden itibaren yedi gün içinde yapılır.
  • Tutuklulukla ilgili kararlara itiraz süresi de yedi gündür ve bu süre her karar için ayrı işler.
  • Duruşmaya gelmeyen tanığın yeniden çağrılması, bilirkişi raporuna itiraz ve mütalaaya karşı beyan için mahkemece verilen kesin süreler ayrıca izlenmelidir.

Usule Aykırılığın Hükme Etkisi

Ceza Muhakemesi Kanunu, hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını açık biçimde düzenler. Arama kararının kapsamı dışına çıkılması, iletişimin denetlenmesi tedbirinde kararın süresinin aşılması, ifade alınırken müdafi hakkının hatırlatılmaması bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca iddianamede yer almayan bir fiilden hüküm kurulamaz; suç niteliğinin değişmesi hâlinde sanığa ek savunma hakkı verilmesi zorunludur. Bu hak verilmeden kurulan hüküm, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

Savunma tarafında pratik yaklaşım, her duruşma öncesinde dosyadaki eksik işlemleri liste hâlinde tutanağa geçirtmektir. Tutanağa geçirilmeyen bir talep, kanun yolu aşamasında ileri sürüldüğünde çoğu zaman dayanaksız kalır.

Değerlendirme

Ceza yargılamasında usul, sanığın güvencesi olduğu kadar iddia makamının da denetim aracıdır. Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; suçun niteliği ve dosyadaki tedbir kararları süreci belirgin biçimde değiştirebileceğinden, savunmanın bir avukatla birlikte kurgulanması önem taşır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla