İçeriğe geç
AC

Soruşturma Aşamasında İtiraz: Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ve Tedbirlere Karşı Doğru Mercii

27 Mayıs 2026 Ceza Hukuku 3 dk okuma 85 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Soruşturma evresi, ceza yargılamasının sonucunu büyük ölçüde belirleyen ama en az görünen aşamasıdır. Bu evrede alınan kararlara karşı itiraz yolları birbirinden farklıdır: kimi karar sulh ceza hakimliğine, kimi karar başka bir mahkemeye taşınır ve süreler genellikle çok kısadır. CMK, TCK ve 5275 sayılı Kanun ekseninde bu rehber, hangi karara nerede itiraz edileceği ile usule aykırı işlemin dosyaya nasıl yansıdığına odaklanır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz

Cumhuriyet savcısının takipsizlik kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinin yalnızca şikâyeti tekrar etmesi sonuç doğurmaz; etkili olan, hangi delilin toplanmadığının somut biçimde gösterilmesidir. Dinlenmeyen tanık, istenmeyen kamera kaydı, incelenmeyen banka hareketi ya da alınmayan bilirkişi görüşü tek tek sıralandığında, itiraz makamının değerlendireceği somut bir eksiklik listesi ortaya çıkar. Kararın tebliğ tarihinin belgelenmesi, sürenin başlangıcı tartışmalı hâle gelmesin diye baştan saklanmalıdır.

Koruma Tedbirlerine Karşı Başvuru

Tutuklama, adli kontrol, elkoyma ve arama gibi tedbirler bakımından yetki kural olarak sulh ceza hakimliğindedir; tutuklama kararına itiraz ise bir başka hakimlik ya da mahkeme tarafından incelenir. Bu dosyalarda itirazın gerekçesi, tedbirin kanuni şartlarının bulunmadığı ve ölçülü olmadığı ekseninde kurulmalıdır. Salt suçlamanın ağırlığına dayanan gerekçeler ile somut kaçma veya delil karartma şüphesine dayanan gerekçeler arasındaki fark, itirazın en güçlü dayanağıdır.

Yer Yönünden Yetki ve Görev

Soruşturmayı yürütecek savcılık, kural olarak suçun işlendiği yer savcılığıdır. Kovuşturma aşamasında görev ise suçun kanuni tanımı ve öngörülen cezaya göre ağır ceza mahkemesi veya asliye ceza mahkemesi arasında paylaşılır. Görev kuralı kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir; yanlış mahkemede görülen yargılama, verilen kararın bozulmasına yol açar. Şüphelinin veya mağdurun yerleşim yerine göre yapılan başvurularda yetkisizlik kararı verilmesi olağandır, ancak bu, delil toplama açısından zaman kaybı doğurur.

Delilin Hukuka Uygunluğu

  • Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller hükme esas alınamaz; bu itiraz soruşturma aşamasında ileri sürülmelidir.
  • Arama ve elkoyma işlemlerinde karar tarihi, kapsamı ve uygulanma biçimi tutanaklardan denetlenmelidir.
  • İfade alma sırasında müdafi hakkının hatırlatılıp hatırlatılmadığı tutanakta aranmalıdır.
  • Dijital materyalin imajının alınıp alınmadığı ve yedeğin ilgiliye verilip verilmediği kontrol edilmelidir.
  • Tanık beyanlarının alınma usulündeki sakatlıklar, beyanın değerlendirilmesini etkiler.

Dosya İnceleme ve Kısıtlama Kararı

Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığı hâllerde savunmanın hazırlanması güçleşir. Kısıtlama kararının kapsamı ve süresi denetlenebilir; ayrıca kısıtlamanın şüphelinin ifadesine, bilirkişi raporlarına ve kendisinin verdiği belgelere uygulanamayacağı gözden kaçırılmamalıdır. İnfaz aşamasına ilişkin talepler ise 5275 sayılı Kanun kapsamında ayrı bir usule tabidir ve bu aşamanın takvimi soruşturma dosyasından bağımsız tutulmalıdır.

Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Suçun niteliği, delil durumu ve alınan kararların türü izlenecek yolu değiştirdiğinden, kısa itiraz süreleri işlerken gecikmeden hukuki destek alınması önem taşır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla