Ceza yargılamasında hakların çoğu, kullanılmadığı için değil; doğru aşamada ileri sürülmediği için kaybedilir. Kovuşturma evresi, iddianamenin kabulüyle başlar ve bu andan itibaren dosyanın hangi mahkemede, nerede görüleceğine dair itirazların bir takvimi vardır. O takvim kaçtığında, sonradan yapılan itiraz çoğu zaman "süresinde ileri sürülmediği" gerekçesiyle karşılanır.
İddianamenin kabulüyle değişen zemin
Soruşturma evresinde muhatap Cumhuriyet savcılığıdır; kovuşturmada ise mahkeme. İddianamenin kabulüyle birlikte deliller artık dilekçeyle savcılığa değil, mahkemeye sunulur; talepler duruşma tutanağına geçirilir. Bu geçiş fark edilmediğinde, savcılığa gönderilen dilekçeler dosyaya geç ulaşır. Kovuşturmanın ilk işi, iddianamedeki sevk maddelerini ve anlatılan eylemi karşılaştırmaktır: yargılamanın kapsamı iddianamedeki fiil ile sınırlıdır, nitelendirme ise mahkemece değiştirilebilir.
Görev itirazı: hangi mahkeme bakmalı?
Ceza mahkemeleri arasındaki görev dağılımı, kanunda öngörülen cezanın üst sınırına ve bazı suçlar için yapılan özel belirlemeye göre yapılır. Görev kamu düzenine ilişkindir; mahkeme resen gözetir ve kural olarak hükümden önceki her aşamada ileri sürülebilir. Buna karşılık yetki daha katı bir takvime bağlıdır: yer bakımından yetkisizlik iddiası, kural olarak duruşmada sorgudan önce ileri sürülmelidir. Bu an geçtikten sonra yapılan yetki itirazı dinlenmez. Suçun işlendiği yer tartışmalıysa, ilk duruşmaya hazırlıksız gitmenin bedeli budur.
Katılan sıfatı ve kaçırılan haklar
- Suçtan zarar gören, kovuşturma evresinde davaya katılma talebinde bulunabilir; bu talep kabul edilmeden dosyanın tarafı sayılmaz.
- Katılan sıfatı olmadan kanun yoluna başvurma imkânı sınırlıdır; bu nedenle talep, ilk duruşmada tutanağa geçirilmelidir.
- Katılma talebi reddedilirse, ret kararına karşı başvuru yolu ayrıca değerlendirilmelidir.
- Vekilin katılma talebini yenilemesi, yeni bir sanık eklendiğinde veya dosya birleştiğinde tekrar gündeme gelir.
Usule aykırılığı tutanağa geçirmek
Duruşmada yaşanan bir usul aykırılığı, tutanağa geçmediği sürece kanun yolunda tartışılamaz. Bu nedenle şu hâllerde beyanın tutanağa yazdırılması istenmelidir:
- Tanığın dinlenmesi talebi reddedildiğinde, ret gerekçesiyle birlikte.
- Dosyaya yeni giren bir belge duruşmada okunmadan hüküm kurulmaya çalışıldığında.
- Savunma için verilen süre yetersiz kaldığında; ek süre talebi ve reddi.
- Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma hazırlamak için süre istendiğinde.
Kanun yoluna giden dar pencere
Ceza Muhakemesi Kanunu, hükme karşı istinaf başvurusu için kısa bir süre öngörür ve bu süre, hüküm yüze karşı açıklanmışsa açıklanma tarihinden işlemeye başlar. Gerekçeli kararın beklenmesi süreyi durdurmaz; uygulamada süresi içinde başvuru yapılıp gerekçe tebliğ edildikten sonra ek dilekçe sunulması tercih edilir. İnfaza ilişkin talepler ise 5275 sayılı Kanun çerçevesinde ayrı bir hat izler ve hükümle birlikte otomatik olarak değerlendirilmez.
Buradaki anlatım genel çerçeveyi tanıtmak içindir; isnadın niteliği, dosyadaki delil durumu ve duruşma takvimi izlenecek adımları değiştirir. Ceza dosyalarında süreler kısa ve sonuçları ağır olduğundan, ilk duruşma öncesinde dosyanın bütünüyle incelenmesi ve hukuki destek alınması gerekir.