Soruşturma evresinde henüz açılmış bir dava ve dolayısıyla klasik anlamda "görevli mahkeme" bulunmaz; buna karşın bu evrede alınan kararların tamamı belirli bir merciin yetkisine bağlıdır. Yanlış mercie yapılan başvuru çoğu zaman reddedilmez, sessizce işleme alınır ve sorun ancak kovuşturma aşamasında ortaya çıkar. Bu rehber, CMK çerçevesinde soruşturma evresindeki merci dağılımını ve usule aykırı işlem riskinin nasıl önceden görülebileceğini ele alır.
Soruşturmada Kararı Kim Verir?
Soruşturmayı Cumhuriyet savcısı yürütür; ancak kişi hak ve özgürlüklerine dokunan koruma tedbirlerinde karar mercii hâkimliktir. Arama, elkoyma, tutuklama, adli kontrol gibi tedbirlerde sulh ceza hâkimliği devreye girer. Şüpheli müdafiinin ilk yapması gereken, dosyadaki her işlemin karşısına "kim karar verdi, hangi sıfatla verdi" sorusunu yazmaktır. Savcılık talimatıyla yapılması gereken bir işlemin kolluk tarafından resen yapılmış olması ya da hâkim kararı gereken bir tedbirin yazılı emirle yürütülmesi, sonradan ileri sürülecek en güçlü usul itirazıdır.
Yer Yetkisi ve Nöbet Karmaşası
Ceza muhakemesinde yer yetkisi kural olarak suçun işlendiği yere göre belirlenir. Uygulamada zorluk, suçun birden fazla yerde icra edildiği veya neticenin başka yerde gerçekleştiği hâllerde çıkar. Şüphelinin yakalandığı yer, mağdurun ikameti veya banka hesabının bulunduğu il, tek başına yetkiyi kurmaz. Nöbetçi hâkimlikçe verilen kararlar ise geçici niteliktedir; dosyanın esas yetkili yer savcılığına devri sonrasında tedbirlerin durumu ayrıca takip edilmelidir. Devir sırasında süresi dolan adli kontrol veya el koyma tedbirleri sıklıkla gözden kaçar.
Görev Tahmini Neden İddianameden Önce Yapılır
Soruşturma konusu eylemin hangi mahkemenin görev alanına gireceği, savunma stratejisinin tamamını belirler. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçlamada savunmanın ağırlığı, delillerin toplanma sırası ve tutukluluk beklentisi tamamen farklıdır. Bu nedenle şüpheli tarafı, isnadın hukuki nitelendirmesini soruşturma başında kendi lehine tartışmaya açmalı, nitelikli hâlin oluşmadığına ilişkin savunmasını iddianame düzenlenmeden önce dosyaya sunmalıdır.
İtiraz Mercii Zinciri
- Koruma tedbiri kararlarına karşı itiraz, kararı veren hâkimliğin bağlı olduğu itiraz merciine yapılır; dilekçe kararı veren hâkimliğe verilebilir.
- Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı itiraz mercii sulh ceza hâkimliğidir.
- Kolluk işlemine yönelik şikâyet doğrudan soruşturmayı yürüten savcılığa yöneltilir.
- Yanlış mercie verilen dilekçenin, süre koruyucu etkisi her hâlde garanti değildir; bu nedenle merci adı dilekçe başlığında açıkça yazılmalıdır.
Usul İhlalini Kayda Geçirmenin Yöntemi
Usule aykırı işlem, sadece tespit edilmekle sonuç doğurmaz; dosyaya zamanında ve yazılı biçimde girmesi gerekir. İfade alma sırasında müdafi hazır bulunmamışsa, tutanağa geçirilen beyanın niteliği; arama tutanağında ihtiyar heyeti ya da kolluk görevlisi imzası eksikse bu eksiklik; teknik takip kayıtlarının kapsamı karar metniyle uyuşmuyorsa bu uyumsuzluk, o anda tutanak şerhi ya da ayrı dilekçeyle kayıt altına alınmalıdır. Sonradan ileri sürülen ihlal iddiaları, tutanakla desteklenmediğinde ağırlığını kaybeder.
Buradaki değerlendirmeler genel niteliktedir ve her soruşturma dosyasının kendi delil yapısı, isnadın niteliği ve zaman çizelgesi farklıdır. Somut bir isnat söz konusuysa, dosya kapsamı görülmeden yapılacak yönlendirmeler yanıltıcı olabileceğinden, işlemler öncesinde hukuki destek alınması yerinde olur.