Bir veri ihlali yaşandığında ilgili kişinin gündeminde iki ayrı süreç vardır: ihlalin kendisine karşı yürütülecek şikâyet ve kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi talebi. Bu iki süreç sık sık birbirine karıştırılır ve talep, delil bakımından eksik kurulur.
İki Süreci Ayırmak
Veri ihlali bildirimi, esas olarak veri sorumlusunun yükümlülüğüdür ve ihlalin öğrenilmesiyle birlikte Kurula ve etkilenen kişilere yönelir. İlgili kişinin talebi ise ayrıdır: kendisine ait verilerin işlenme şartlarının ortadan kalktığını ileri sürerek silinmesini isteme hakkı. Dilekçe yalnızca 'verilerim sızdırıldı' cümlesi üzerine kurulduğunda, hangi verinin hangi hukuki sebeple işlendiği tartışılmadığı için talep somutlaşmaz.
Silme, Yok Etme, Anonim Hale Getirme: Hangisi İsteniyor
6698 sayılı KVKK bu üç yöntemi ayrı ayrı tanımlar. Kâğıt üzerindeki bir kayıt için yok etme, veri tabanındaki bir alan için silme, istatistiksel amaçla tutulması gereken bir küme için anonim hale getirme gündeme gelir. Talep dilekçesinde hangi ortamdaki hangi verinin kastedildiği belirtilmezse, veri sorumlusunun verdiği yüzeysel yanıt biçimsel olarak yeterli görünebilir.
Başvuru Dosyasında Bulunması Gerekenler
- Veri sorumlusuna yapılan yazılı başvurunun kendisi ve gönderim kaydı
- Verinin nereden ve nasıl öğrenildiğini gösteren belge: sızıntı bildirimi, tarama sonucu, üçüncü kişiden gelen uyarı
- Hangi veri kategorisinin (iletişim, finansal, sağlık gibi) etkilendiğine ilişkin döküm
- Verinin işlenmesine dayanak gösterilen açık rıza veya sözleşme metni
- Veri sorumlusunun yanıtı, yanıt verilmediyse sürenin dolduğunu gösteren kayıt
Delil Eksikliğinin Somut Sonucu
Kurula şikâyette en sık karşılaşılan zayıflık, başvuru yolunun tüketildiğinin belgelenememesidir. Kanun, kural olarak önce veri sorumlusuna başvurulmasını, ardından şikâyet yoluna gidilmesini öngörür. Başvurunun yapıldığı tarih kanıtlanamazsa şikâyet süresi de tartışmalı hale gelir. E-posta ile yapılan başvurularda teslim kaydının, KEP veya noter kanalıyla yapılanlarda ise tebliğ belgesinin saklanması bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırır.
İnternette yayılmış içerik söz konusuysa, silme talebinin yanında 5651 sayılı Kanun kapsamındaki erişim engelleme yolunun da değerlendirilmesi gerekir; iki yol farklı merciler önünde yürür.
Metindeki değerlendirmeler yol gösterici niteliktedir. Veri kategorisi, işleme amacı ve veri sorumlusunun statüsü sonucu değiştirebileceğinden, başvuru öncesinde konuya hâkim bir hukukçudan görüş alınması önerilir.