Mal rejiminin tasfiyesinde kazanılan bir karar, tahsil edilemiyorsa beklenen sonucu vermez. TMK-nın mal rejimlerine ilişkin hükümleri hakkın kapsamını belirlerken, HMK ve aile mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin 4787 sayılı Kanun süreç çerçevesini çizer. Bu rehber, talebin baştan icra edilebilir biçimde kurulmasına ve karara karşı yapılacak itirazlara odaklanır.
Talep Kalemlerini Ayrıştırmak
Tasfiye dosyalarında katılma alacağı, değer artış payı ve kişisel mal iddiası çoğu zaman birbirine karışır. Oysa her biri farklı ispat yükü doğurur ve hüküm fıkrasında ayrı kalemler hâlinde yer almazsa icra aşamasında tartışma çıkar. Bu nedenle dilekçede her kalem için hangi malvarlığına dayanıldığı, edinme tarihi ve edinmede kullanılan kaynak açıkça yazılmalıdır. Bir taşınmazın hangi tarihte, hangi bedelle ve hangi kaynakla alındığı gösterilmediğinde talep, hesaplanabilir olmaktan çıkar.
Hüküm Fıkrası İcra Diline Uygun Olmalı
Kararın uygulanabilirliği, hüküm fıkrasının açıklığına bağlıdır. Alacak miktarı, faizin başlangıç tarihi ve türü, taşınmaz söz konusuysa ada parsel bilgisi ve devir yükümlülüğünün kapsamı belirli olmalıdır. Yargılama sırasında talep sonucu netleştirilmez veya bilirkişi raporundaki hesap kalemleri hükme yansıtılmazsa, ilamlı icra aşamasında borçlunun itirazı gündeme gelir. Karar çıktıktan sonra fark edilen bu tür belirsizlikler için tavzih yolunun bulunduğu, ancak bunun zaman kaybı doğurduğu unutulmamalıdır.
Tedbir ve Şerh: Tahsili Baştan Güvenceye Almak
Tasfiye davası sürerken karşı tarafın malvarlığını devretmesi, kazanılan kararı işlevsiz bırakabilir. Bu nedenle dava açılırken taşınmazlar için tedbir talebi, banka hesapları ve şirket payları için ise ilgili kurumlara yazılacak müzekkere talepleri baştan gündeme getirilmelidir. Talebin somut gerekçeye dayanması gerekir: yakın tarihli devir girişimleri, satış ilanları veya şirket pay değişiklikleri dilekçeye eklenirse tedbir isteminin kabul edilebilirliği artar.
Protokolle Anlaşmak mı, Yargılamayı Sürdürmek mi?
Tarafların anlaşmayı seçtiği dosyalarda protokol, mahkeme kararı hâline getirilmediği sürece kendiliğinden icra takibine konu olmaz. Anlaşma tercih edilecekse metnin mahkemece onaylanarak hüküm altına alınması ya da ilam niteliğinde bir belgeye dönüştürülmesi sağlanmalıdır. Protokolde ödeme takvimi, gecikme hâlinde muacceliyet, devri yapılacak taşınmazın masrafları ve tarafların birbirini ibra edip etmediği açıkça yazılmalıdır. Yalnızca boşanma protokolüne eklenen genel bir ibra cümlesi, sonradan açılacak tasfiye davası bakımından beklenmeyen sonuçlar doğurabilir.
Bu metin genel bilgilendirme niteliğindedir. Uygulanan mal rejimi, evlilik tarihi ve malvarlığının yapısı sonucu doğrudan etkilediğinden, dosyanızın kendi koşulları için hukuki değerlendirme almanız uygun olur.