Boşanmayla birlikte gündeme gelen mal rejimi tasfiyesi, çoğu zaman boşanma davasından daha uzun ve teknik bir süreçtir. Alacağın hesaplanması kadar, çıkan kararın icra edilebilir olması da ayrı bir emek ister.
Rejim Türünü Doğru Saptamak
Eşler arasında sözleşmeyle başka bir rejim seçilmemişse TMK'nın öngördüğü edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Hangi malın kişisel, hangisinin edinilmiş sayıldığı; katılma alacağı ile değer artış payı ayrımı, hesabın temelini oluşturur. Bu nitelendirme yanlış yapılırsa talep baştan eksik kurulur.
Katkı ve Değer Tespiti
Bir malın edinilmesinde eşin katkısı, edinme tarihi ve tasfiye anındaki değer birlikte değerlendirilir. Tapu, banka ve kredi kayıtları ile gerektiğinde bilirkişi değerlemesi, alacağın miktarını doğrudan belirler. Değerleme tarihinin yanlış alınması, hesabı önemli ölçüde kaydırabilir.
Aile Mahkemesinin Rolü
4787 sayılı Kanun uyarınca kurulan aile mahkemeleri bu davalarda görevlidir ve HMK usulü uygulanır. Boşanma ile tasfiye davasının aynı anda mı yoksa ayrı mı yürütüleceği, sürelerin ve delillerin yönetimini etkiler; bu tercih baştan planlanmalıdır.
Kararın İcraya Dönüşmesi
Mal rejimi alacağı bir para alacağıdır; hüküm kesinleştiğinde icra takibine konu edilebilir. Ancak kararın infaz edilebilmesi için alacağın miktar olarak net ve tereddütsüz yazılmış olması gerekir. Belirsiz bir hüküm, icra aşamasında yeni uyuşmazlıklara yol açar; bu yüzden talep sonucu ölçülebilir biçimde kurulmalıdır.
Her evliliğin mal varlığı yapısı farklıdır; bu yazı genel bilgilendirmedir. Somut tasfiye dosyanız için aile hukuku alanında destek almanız yararlı olur.