Velayet uyuşmazlıklarında iki ayrı zaman ölçeği birlikte işler. Biri usul takvimidir: dilekçe süreleri, kanun yolu süreleri, ara kararlara uyum süreleri. Diğeri ise çocuğun yaşam takvimidir: okul dönemi, alışkanlıklar, mevcut düzenin süresi. TMK ve HMK çerçevesinde, 4787 ile kurulan aile mahkemeleri önündeki süreçte bu iki takvimi birlikte yönetmek gerekir.
Velayet Kararı Değiştirilebilir Bir Karardır
Boşanma kararıyla birlikte kurulan velayet düzeni kesin ve dokunulmaz değildir. Koşulların esaslı biçimde değişmesi halinde velayetin değiştirilmesi istenebilir ve bu talep, kural olarak belirli bir hak düşürücü süreye bağlanmış değildir. Buna karşılık verilen karara karşı çıkma yani kanun yoluna başvurma tamamen süreye bağlıdır. Bu ayrımın karıştırılması, “nasılsa sonra değiştiririm” düşüncesiyle istinaf süresinin kaçırılmasına yol açar.
Hangi Adım Hangi Sürede
- Cevap dilekçesi ve ikinci dilekçelerin sunulması: dava dilekçesinin tebliğinden itibaren usul kanununda öngörülen süreler içinde.
- Delil listesinin bildirilmesi: ön inceleme aşamasında verilen kesin süre içinde; sonradan sunulan delil kural olarak dikkate alınmaz.
- Gerekçeli karara karşı istinaf: kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde.
- Geçici velayet ve kişisel ilişki düzenlemesine ilişkin ara kararlar: değişen koşullara göre yargılama sırasında yeniden değerlendirilmesi talep edilebilir.
Delilin Çocuk Odaklı Kurulması
Velayet dosyasında hâkimin ölçütü tarafların birbirine yönelttiği suçlamalar değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle delil dosyası ebeveyn çatışması etrafında değil, çocuğun günlük yaşamı etrafında kurulmalıdır: kimin fiilen bakım yükünü üstlendiği, okul ve sağlık takibinin nasıl yürüdüğü, konut ve çevre istikrarı, kişisel ilişki kararlarına uyulup uyulmadığı. Uzman raporu bekleniyorsa, rapora karşı beyan süresi takvime ayrıca işlenmelidir; rapora süresinde itiraz edilmemesi, itirazın kanun yolu aşamasında etkisini zayıflatır.
Usule Aykırı İşlemin Bu Alandaki Karşılığı
En sık görülen usul kaybı, kişisel ilişki kararına aykırı davranışın hiç kayıt altına alınmamasıdır. Sözlü olarak yaşanan aksaklıklar, dosyaya yansımadığı için ileri sürülemez hale gelir. İkinci sık hata, taleplerin dilekçede net biçimde sıralanmamasıdır: velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası ve gerekiyorsa tedbir talebi ayrı kalemler halinde yazılmadığında, karar bunların bir kısmını kapsamayabilir. Üçüncüsü, yetkili ve görevli mahkemenin çocuğun yerleşim yerine göre yeniden değerlendirilmemesidir.
İstinaf Aşamasını Baştan Planlamak
Kanun yolu aşaması yeni bir dava değildir; ilk derecede dosyaya girmemiş delilin burada değerlendirilmesi sınırlıdır. Bu nedenle istinaf ihtimali, yargılamanın başında planlanmalı ve her önemli iddia zamanında dosyaya kaydedilmelidir.
Yukarıdaki bilgiler genel niteliktedir. Çocuğun yaşı, mevcut düzenin süresi ve dosyadaki uzman değerlendirmesi sonucu doğrudan etkilediğinden, adım atmadan önce dosyanıza özgü bir hukuki değerlendirme almanız uygun olur.