Haksız rekabet iddiaları çoğunlukla ticari ilişkinin bozulduğu bir anda, elde yalnızca dolaylı emareler varken gündeme gelir. Taraflar arasında önceden yapılmış bir delil sözleşmesi bulunması ise ispat oyununun kurallarını baştan değiştirir. Bu yazı, TTK kapsamındaki haksız rekabet taleplerinde delil sözleşmesinin etkisini ve dilekçenin hangi mahkemeye verileceğini konu almaktadır.
Delil Sözleşmesi Neyi Bağlar, Neyi Bağlamaz
Taraflar, aralarındaki uyuşmazlığın belirli delillerle ispatlanacağını kararlaştırabilir. Ancak bu düzenlemenin sınırsız olmadığı unutulmamalıdır. Münhasır biçimde kaleme alınmış bir delil sözleşmesi, sonradan ele geçen güçlü bir belgenin dosyaya girmesini engelleyebilir; bu da sözleşmeyi imzalayan taraf aleyhine çalışır. Buna karşılık hâkimin resen gözettiği hususlar ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği alanlar sözleşmeyle daraltılamaz.
- Sözleşmenin münhasır mı yoksa tamamlayıcı mı olduğu açıkça yazılmalıdır
- Elektronik kayıtların kabul edilip edilmeyeceği ayrıca kararlaştırılmalıdır
- Bilirkişi incelemesinin kapsam dışı bırakılıp bırakılmadığı kontrol edilmelidir
İddiayı Somutlaştırmadan Delil Toplanmaz
TTK, dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulamaları geniş bir çerçevede ele alır. Bu genişlik, dilekçeyi soyut suçlamalarla doldurma eğilimini besler. Oysa mahkemeden istenecek tespit, men, sonuçların ortadan kaldırılması ve tazminat taleplerinin her biri farklı bir olgu setine dayanır. Müşteri çevresinin devri iddiası ile yanıltıcı tanıtım iddiası aynı delil türüyle ispatlanamaz.
Dijital İzin Güvence Altına Alınması
Haksız rekabet dosyalarının çoğunda esas delil dijitaldir: reklam ekranları, ürün sayfaları, kurumsal yazışmalar, sipariş kayıtları. Bu içerikler kısa sürede değiştirilebildiğinden, tespit talebinin zamanlaması sonucu doğrudan etkiler. Ekran görüntüsünün kim tarafından, hangi tarihte ve hangi yöntemle alındığının belgelenmesi, karşı tarafın sonradan yapılacak itirazını büyük ölçüde karşılar.
Dilekçe Hangi Mahkemeye Verilecek
Haksız rekabetten doğan davalar 6102 sayılı Kanun bakımından ticari dava niteliğindedir ve kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür. Uyuşmazlığın marka veya tasarım boyutu varsa fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin görev alanı devreye girebilir. Ayrıca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için arabuluculuk dava şartı olarak öngörülmüşken, salt tespit ve men taleplerinde durum farklıdır. Talep kalemleri karıştırılırsa dosya tümüyle usulden dönebilir.
Somut ticari ilişkinin yapısı, sözleşme metinleri ve elde bulunan kayıtlar burada anlatılandan farklı bir yol gerektirebilir. Dava dilekçesini vermeden önce talep kalemlerini ve delil sözleşmesinin metnini hukuki destek alarak birlikte değerlendirmeniz yerinde olur.