Sınır dışı etme kararı, muhatabı için hem çok kısa sürede hem de idari gözetim baskısı altında karar vermeyi gerektiren bir işlemdir. Bu rehber, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ile 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu çerçevesinde, kararın hangi mercie hangi sırayla taşınacağını ve usule aykırı bir adımın nasıl geri dönülemez sonuç doğurduğunu ele alır.
Önce kararın türünü ayırt edin
Uygulamada birbirine karıştırılan üç ayrı işlem vardır ve her birinin başvuru yolu farklıdır:
- Sınır dışı etme kararının kendisi
- İdari gözetim kararı ve gözetim süresinin uzatılması
- Giriş yasağı ve ikamet izninin iptali gibi bağlantılı işlemler
Bu üçü aynı dilekçeye sıkıştırıldığında, farklı mercilerin görev alanına giren talepler tek dosyada boğulur. Doğru yöntem, her işlem için ayrı ve süresi kendi tebliğ tarihinden hesaplanan bir başvuru kurmaktır.
Sınır dışı kararında dava yolu
Sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine başvurulur ve YUKK bu başvuru için genel idari dava süresinden çok daha kısa bir süre öngörmüştür. Kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava açılması gerekir. Bu süre içinde ya da dava sonuçlanmadan yabancının sınır dışı edilemeyeceğine ilişkin güvence, dilekçede açıkça hatırlatılmalıdır. Mahkemenin bu davada verdiği karar kesindir; dolayısıyla dilekçenin ilk halinde ileri sürülmeyen bir vakıa veya belge sonradan telafi edilemeyebilir. Bu da dava dilekçesinin aceleye getirilmemesini, ancak süreye de takılmamasını gerektiren zor bir dengeyi ortaya çıkarır.
İdari gözetim ayrı bir başvuru konusudur
İdari gözetim altına alma ve gözetimin devamı kararlarına karşı başvuru, idare mahkemesine değil sulh ceza hakimliğine yapılır. Gözetim altındaki kişi veya yasal temsilcisi bu başvuruyu her zaman yapabilir; başvurunun reddi halinde koşullar değiştiğinde yeniden başvurma imkanı kapanmaz. Sınır dışı davası açılmış olması, gözetim itirazını gereksiz kılmaz; bunlar birbirinden bağımsız iki yoldur.
Usule aykırı işlem riskinin somut görünümleri
- Tebliğ tutanağının, muhatabın anlayabileceği dilde bilgilendirme içerip içermediğinin denetlenmemesi
- Yedi günlük sürenin, tebliğ değil gözaltına alınma tarihinden hesaplanması
- Uluslararası koruma başvurusu bulunan kişide, koruma dosyasının akıbeti tartışılmadan doğrudan sınır dışı davası kurulması
- Vatandaşlık başvurusu veya vatandaşlığın kaybına ilişkin bir işlem varken, 5901 sayılı Kanundan doğan statü tartışmasının dilekçede hiç ele alınmaması
Dilekçede güçlü olan noktalar
İdari yargıda etkili olan, duygusal anlatım değil işlemin dayanağı ile dosyadaki belge arasındaki uyumsuzluğu göstermektir. Karara esas alınan sebep hangi belgeye dayanıyor, o belge dosyada var mı, tarih ve kişi bilgileri tutuyor mu sorularının her biri ayrı başlık altında yanıtlanmalıdır. Aile birliği, uzun süreli ikamet ve sağlık durumu gibi kişisel unsurlar da soyut ifadelerle değil belgeyle desteklenmelidir.
Bilgilendirme
Yukarıdaki çerçeve geneldir ve her yabancının statüsü, ülkeye giriş biçimi ile hakkındaki idari işlemin gerekçesi sonucu değiştirir. Sürelerin çok kısa olması nedeniyle, karar tebliğ edilir edilmez hukuki destek alınması bu alanda ayrı bir önem taşır.