Hakkında sınır dışı etme kararı verilen yabancı için zaman, dosyadaki her şeyden önce gelir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu bu kararlara karşı çok kısa bir itiraz süresi öngörür ve bu sürenin kaçırılması, kararın uygulanmasını fiilen kaçınılmaz hâle getirir. 5901 sayılı Kanun kapsamındaki vatandaşlık başvurusu bulunan kişilerde ise iki sürecin birbirine etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
İtirazın Mercii ve Süresi
Sınır dışı etme kararına karşı itiraz idare mahkemesine yapılır. YUKK, bu itiraz için tebliğden itibaren yedi günlük bir süre öngörmüştür ve mahkeme itirazı kısa sürede karara bağlar. Bu karar kesindir; genel idari dava süreleriyle karıştırılmamalıdır. İtiraz süresi içinde ve itiraz sonuçlanana kadar kişinin sınır dışı edilemeyeceği kuralı, uygulamada en çok dayanılan güvencedir.
Tebligat Tarihinin Belirlenmesi
- Karar kişiye mi, yasal temsilcisine mi yoksa avukatına mı tebliğ edilmiştir?
- Tebligatın kişinin anladığı dilde bilgilendirmeyi içerip içermediği
- Geri gönderme merkezinde bulunuluyorsa tebliğ kaydının merkez kayıtlarıyla uyumu
- Tebliğ belgesindeki imza ve tarih arasındaki tutarsızlıklar
İdari Gözetim Kararının Ayrı Bir Yol Olması
Sınır dışı kararı ile idari gözetim kararı aynı şey değildir. İdari gözetime karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulur ve bu başvuru her zaman yapılabilir. Bu iki yolun karıştırılması, hem sürenin kaçırılmasına hem de yanlış mercie başvuru nedeniyle esasa hiç girilmemesine neden olur. Dosyada her iki karar da varsa iki ayrı başvuru hazırlanmalıdır.
İtiraz Dilekçesinde Somutlaştırılması Gerekenler
- Kararın hangi sebebe dayandırıldığı, karar metninden alıntılanarak tespit edilir.
- O sebebin maddi dayanağının bulunmadığı, belgeyle karşılanır.
- Türkiye'deki aile bağları nüfus kayıtları ve birlikte yaşamayı gösteren belgelerle ortaya konur.
- Sağlık durumu, eğitim veya çalışma bağı varsa resmi belgeleri eklenir.
- Geri gönderilmeme ilkesi kapsamında bir risk ileri sürülüyorsa, bu risk somut olay bilgileriyle desteklenir.
Belgesiz İddianın Zayıflığı
Bu dosyalarda en sık karşılaşılan eksiklik, sözlü anlatımın yazılı dayanağının bulunmamasıdır. Ülkesinde tehdit altında olduğunu söyleyen kişinin bu beyanı, tarih ve olay bilgisiyle desteklenmediğinde değerlendirilmesi güçleşir. Aynı şekilde, kararın dayandığı güvenlik gerekçesine karşı adli sicil kaydı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat hükmü gibi belgeler sunulmadığında iddia soyut kalır. Çeviri gerektiren belgelerin usulüne uygun çevirisi de baştan planlanmalıdır.
Bu bilgiler genel niteliktedir ve her dosyanın kendi koşulları vardır. Süre çok kısa olduğundan, kararın tebliğ edildiği gün bir hukukçuyla temas kurulması pratikte en belirleyici adımdır.