KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/3347 E., 2025/2734 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/187 E., 2024/1273 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/182 E., 2019/74 K.
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili; .... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1429 ada 30 parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı iken 23.02.2011 tarihinde ... Vakfı adına tescil edildiğini, Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi şartlarının oluşmadığını, taşınmazdaki binanın sonradan yapıldığını, Hazineye geçmeden önce karakol arsası olarak yer aldığını, vakıf tarafından vücuda getirilmediğini, vakıf adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taşınmazın tapu kaydında vakıf şerhi ve korunması gerekli kültür varlığı şerhi olduğunu, dolayısıyla Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi ile aynı Kanun'un uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 178/2. maddesi uyarınca vakfı adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vakıf adına yapılan tescilin yolsuz olduğu yönündeki iddianın ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın vakıf yoluyla meydana geldiği, korunması gerekli kültür varlığı vasfının bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalının istinaf itirazında 264.140,00 TL talep ettiği gözetilerek davalının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına vekalet ücreti yönünden karar düzeltilerek davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; raporların çelişkili olduğunu, taşınmaz üzerindeki kültür varlığının sonradan inşa edildiğini, hükme esas alınan asıl ve ek raporun yetersiz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, yasal hasım olduğunun vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; istinaf isteğinde belirtilen miktarın o tarih itibariyle verilmesi gereken nispi vekalet ücreti miktarı olarak açıklandığını, talebin bu olmadığını, karar tarihindeki yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir edilmesi gerektiğini, verilmesi gereken miktarın daha fazla olduğunu belirterek kararın vekalet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden. 1429 ada 30 parsel sayılı 233 m2 miktarlı kargir karakol nitelikli taşınmazın kadastro çalışmalarında 31 Mart 1329 tarih 1853 nolu tapu kaydına istinaden bahçeli kargir karakol binası nitelikli olarak ... Vakfı icareli şerhi ile Hazine adına tespit ve 18.10.1938 tarihinde adına tescil edildiği, bağlı tapu kaydında ise cinsinin ....
Hazretleri Vakfından Karakolhane arsası, malik hanesinde Hazineyi Celili Maliye olup edinme sebebinde .... bin.... uhdesinden iken ölümü ile eşi .... ile kardeşi ... efendinin çocukları ....,.... ve ....’ye intikal, 4 parçaya ifrazı ile 400 zira mahalli karakol inşa edilmek üzere usulen terk edilmesine, mukata ödenmek suretiyle boş bostan arsası olarak tescil edildiğinin belirtildiği,
taşınmazın beyanlar hanesinde 14.12.1959 tarihinde “İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün 11.12.1959 ve 519 4113/33135 sayılı yazıları ile Dahiliye Vekaleti adına tahsis edildiğine şerh verildi.” ve 24.11.2011 tarihli “II. derece korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır.” kaydı bulunduğu, davalı ... Genel Müdürlüğünün 18.03.2013 tarihli başvurusu üzerine Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi gereği ...
Vakfı adına, mülkiyet ve hisse oranlarının düzeltilmesi işlemi ile 12.07.2013 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere. 13.09.1957 tarihinde yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren aslında vakıf olan tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne Devrine Dair 7044 sayılı Kanun’un 1.maddesinde aynen “Aslında vakıf yoluyla vücuda gelip de muhtelif kanunlar veya sair suretlerle Hazine,
belediyeler veya hususi idarelerin mülkiyetine geçmiş bulunan muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerin mülkiyeti tekrar Vakıflar Umum Müdürlüğüne devrolunmuştur.” hükmü öngörülmüş iken 27.02.2008 tarihinde yayımı ile yürürlüğe giren 5737 sayılı Kanun’un 80. maddesi hükmü gereğince 7044 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olup 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesi hükmü ile bazı farklılıklar dışında aynı düzenlemeye “Vakıf yoluyla meydana gelip de, her ne suretle olursa olsun Hazine, Belediye, Özel İdarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş,
vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.” şeklinde yer verilmiş ne var ki, anılan Kanunlarda geçen “muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserler ile vakıf kültür varlıklarından" neyin kastedildiği yolunda bir tanım ve açıklamaya yer verilmemiştir.
Oysa, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesi ile “Kültür varlıkları, Tabiat Varlıkları, sit....” gibi taşınmazların tanımı yapılmış 6. maddesi hükmü ile de korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının nelerden ibaret olduğu duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirtildikten sonra 2863 sayılı Kanun'un 26.05.2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değişik 7. maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve sit alanlarının ne şekilde tespit edileceği ve belirleneceği hususu açığa kavuşturulmuştur.
Diğer taraftan, 7044 sayılı Kanun vakıf yoluyla vücuda gelen muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlere değinilmişken 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesinde sadece “ Vakıf yoluyla meydana gelen vakıf kültür varlıklarının” vakfına devrolunacağı vurgulanmıştır.
Ne var ki; değinilen ilke ve yasal düzenlemeler gözetildiğinde Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve özellikle bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, 12.04.2018 tarihli emekli Milli Emlak Denetmeni .... raporunda taşınmazdaki karakol binasının hangi tarihte kim tarafından yapıldığının tespit edilmediği, vakıf tarafından yapıldığına dair herhangi bir ispat belgesi bulunmadığı, taşınmazın taviz bedeli ödenerek vakıfla ilişkisinin kesildiği, Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesindeki dayanakta tescilin hukuki olmadığının bildirilmesine karşın Tapu, Mülkiyet, Vakıf ve Osmanlıca uzmanı Dr. ... tarafından düzenlenen 18.06.2018 tarihli kök ve 09.11.2018 tarihli ek raporda ise kadastro tespitine dayanak evraktan karakol binasının 20.11.1873 tarihinde yapılan ifraz işleminden sonra yapıldığı,
taşınmazın ... Vakfından icareli olduğu, vakfın 1935 tarihinde yürürlüğe konulan 2762 sayılı Kanun ile mazbutaya alındığını, kargir karakolhane binasının vakıf tarafından yapıldığı, 1873 tarihi itibariyle vakıf bir arsa üzerine Hazine tarafından yapı veya karakol yapılmasının mümkün olmadığı, tapu kaydında da “...
Vakfından mukataalı” şerhinin bulunduğundan malik hanesindeki vakıf kaydının korunması gerektiğinin bildirildiği, yapının kim tarafından yapıldığına ilişkin raporlar arasındaki çelişkilerin tam olarak giderilmediği, vakfiye ayrıntılı incelenmek suretiyle taşınmazın vakfın kapsamında kalıp kalmadığı, karakol binasının vakıf yoluyla meydana gelip gelmediğinin net olarak saptanmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca çekişme konusu yerlerin vakıf yoluyla vücuda geldiğinin saptanması halinde, İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün 11.12.1959 ve 519 4113/33135 sayılı yazıları ile Dahiliye Vekaleti adına tahsis edildiğine ilişkin şerh olduğundan yasal hakları sebebiyle davada yer alması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
Öte yandan; vakıf yoluyla meydana gelip de Hazine mülkiyetine geçmiş olan vakıf kültür varlıkları, yasal düzenlemenin açık hükmü uyarınca ancak mazbut vakfına devrolunacaktır. Bu durumda, dava konusu vakfın mazbut vakıflardan olup olmadığının tespiti gerektiği de açıktır.
Hal böyle olunca; taraf teşkilinin sağlanması, ...
Vakfı’nın niteliğinin tespiti, yukarıda belirtilen ilke ve olgular doğrultusunda taşınmazın “vakıf kültür varlığı” niteliğini haiz olup olmadığının 2863 sayılı Kanun hükümleri de gözetilerek tabiat ve kültür varlıkları ile muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerden ve özellikle vakıf mevzuatından anlayan, aralarında sanat tarihçisi veya arkeolog niteliğini haiz kişilerin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif icra edilerek vakıfname uygulanmak suretiyle inceleme yapılması,
koruma kurulu kararları ve korunması gerekli kültür varlığı şerhi ile önceki bilirkişi raporları da irdelenip değerlendirilerek elde edilecek bilirkişi heyet raporu ve tüm veriler ve dosya kapsamı gereğince 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de, davanın reddine karar verilmesi halinde dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değeri üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken davalının istinaf başvuru dilekçesinde örnek kabilinden belirttiği değerin talep edilen miktar olduğu belirtilerek eksik avukatlık ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... İdaresine iadesine, temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3347, K. 2025/2734, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama