İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/9297 Karar: 2026/1396 Tarih: 2026

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/9297 K.2026/1396

10. Ceza Dairesi 2024/9297 E. , 2026/1396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2022/326 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, değişen suç v

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/9297 E. , 2026/1396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2022/326 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, değişen suç v

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/9297 E. , 2026/1396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2022/326 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 22.06.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 22.10.2024 tarihli ve 2024/14248 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/111439 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/111439 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Her ne kadar sanık hakkında 15/02/2021 tarihli eylemine ilişkin olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden yapılan soruşturma neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/04/2021 tarihli ve 2021/2355 sayılı iddianame ile kamu davası açılması üzerine, değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/06/2022 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/8-a maddesinde “Bu Kanunun; ...188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti.. suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince, “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılmış olan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda suçun “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15/12/2022 tarihli ve 2020/11284 esas, 2022/13327 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, aynı Kanun'un 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılmasının gerektiği nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında daha önce 16/09/2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemine ilişkin olarak yapılan soruşturma evresi sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 02/06/2020 tarihli ve 2020/9523 soruşturma, 2020/275 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın 30/03/2021 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği, sanığın kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, Ankara Batı 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2022 tarihli ve 2022/65 esas, 2022/213 sayılı kararı ile mahkûmiyet hükmü tesis edildiği, anılan kararın istinaf edilmesi sonucunda ise, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 27/09/2023 tarihli ve 2022/1080 esas, 2023/1070 sayılı kararı istinaf başvurusunun esastan reddi ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen 15/02/2021 tarihli eylem hakkındaki mahkumiyet kararına havi Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/06/2022 tarihli kararının kanun yararına bozulması hususunda ihbarda bulunulmasına karar verildiği, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6318 esas, 2017/6699 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, sanığın Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/06/2022 tarihli ve 2021/169 esas sayılı dosyasına konu 15/02/2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, sanık hakkında... Cumhuriyet Başsavcılığınca 02/06/2020 tarihinde verilen ve 30/03/2021 tarihinde kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden önce işlendiği, ve sanığın eylemlerinin tek suç oluşturacağı ve bu eylem yönünden durma kararı verilmesi gerektiği cihetle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına kadar olan tüm suçlara ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden, Cumhuriyet başsavcılıklarınca soruşturma dosyalarının birleştirilmesinin temini amacıyla durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/169 Esas ve 2022/326 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1.Sanık hakkında, 15.02.2021 tarihinde işlediği iddia olunan "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2021 tarihli ve 2021/35509 Soruşturma, 2021/21399 Esas, 2021/2355 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.06.2022 tarihli ve 2021/169 Esas, 2022/326 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, TCK'nın 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Ankara Batı 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2022/65 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1.Sanık hakkında, 16.09.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2020 tarihli ve 2020/9523 Soruşturma, 2020/275 Karar sayılı kararı ile, TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, karar verildiği, kararın 12.03.2021 tarihinde tebliğ edilmesini takiben 30.03.2021 tarihinde kesinleştirilerek tedbirin infazı için... Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Sanık hakkında, 03.09.2020 tarihli aynı nev'i suç nedeniyle yürütülen soruşturmanın da 2020/9523 sayılı soruşturma ile birleştirilmesine karar verildiği, 3. Sanığın, denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2022 tarihli ve 2020/9523 Soruşturma, 2022/213 Esas, 20227185 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 4. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2022/65 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 27.09.2023 tarihli ve 2022/1080 Esas, 2023/1070 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Dosya kapsamına göre; Her ne kadar sanık hakkında 15.02.2021 tarihli "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçu nedeniyle yapılan soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2021 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında, değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın 191/8-a maddesinde "Bu Kanunun; ...188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti.. suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme gereğince, "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan açılmış olan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda suçun "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, aynı Kanun'un 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılmasının gerektiği dikkate alındığında, sanık hakkında daha önce 16.09.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan... Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2020 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 30.03.2021 tarihinde kesinleştiği, sanığın kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, Ankara Batı 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2022/65 Esas, 2022/213 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 27.09.2023 tarihli ve 2022/1080 Esas, 2023/1070 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği, sanığın Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli kararına konu 15.02.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.06.2020 tarihinde verilen ve 30.03.2021 tarihinde kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden önce işlendiği ve sanığın eylemlerinin tek suç oluşturacağı ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi yapılabileceği anlaşıldığından; İnceleme konusu dava yönünden, kovuşturma şartının gerçekleşmediği ve gerçekleşmesinin de mümkün olmadığı gözetildiğinde, CMK'nın 223/8.maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli ve 2021/169 Esas, 2022/326 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla