KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/6651 E., 2023/3248 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2023
Karar Metni
1.194 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
...
MAHKEMESİ
İş Mahkemesi
SAYISI
2021/492 E., 2022/111 K. ... KARAR : Red
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendine yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve yersiz ödenen primlerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı vekili dava dilekçesine özetle; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'na tabi özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 360-370 kişiyi çalıştırdığını, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının kendi hissesine düşen kısımları ödediğini, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereğince 4/a kapsamında çalışan işçiler için %5 oranında primlerden yararlandırılması kurumun yaralandırma için başvurusunu red ettiğini, bunun mevzuata aykırı olduğunu,
indirimin hazinece karşılanmayan işveren hissesinin davalı kurum tarafından karşılanması gerektiğini 5216 ve 5018 sayılı Kanun gereğince sermaye şirketi olarak kurulan şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğunu, şirketin kamu idaresi kapsamında olmadığını, davacı şirketin özel sektör işvereni, işvereni işveren hissesine düşen 5 puanlık indirimin 15.03.2015 tarihinden itibaren geçerli sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hazineye yönetilmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşmenin hazine olduğunu %5 oranında indirimin özel sektör işverenlerinin yararlanması gerektiğini, bu hususun davacı tarafa bildirdiğini, davacı şirketin rekabetçi ortamdan bahsetmesinin mümkün olmadığını, mevcut işletmelerin Büyükşehir Belediyesinden ihalesiz alındığını,
şirket kurabşlmek için Türk ticaret Kanunundaki şartlara ek olarak 5393 sayılı Kanunun 18 inci maddesi gereğince Belediye Meclis Kararı ile 4046 sayılı 26 ncı maddesi gereğince Bakanlar Kurulu kararı gerekli olduğu gibi sınırlarının 5393 sayılı Kanun'un 14-15 maddeleri ile sınırlı olduğunu, Belediye şirketlerinin Sayıştay denetimine tabi olduğunu, şirket sermayesinin %99,99 hissesinin Belediye Başkanlığına ait olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemiz, kararın temyiz edilmesi üzerine; Eldeki davada ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Diğer taraftan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk Hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir Kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada da, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir denilerek, karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut vakada dava konusu uyuşmazlığın davacının %5 puanlık prim teşvikinden yararlanmak isteminden kaynaklandığı, davacı firmanın sermayesinin tamamının belediyeye ait olduğu, 5510 sayılı Kanun'da 5 puanlık hazine desteğinden yararlanamayacak işler sayılırken 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrasına giren kurum ve kuruluşların da sayıldığı, davacının ise 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrası gereği sermayesinin %50 den fazlasının kamuya ait olduğunun anlaşıldığı,
bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesince düzenlenen hazine desteğinden yararlanmasına imkan bulunmadığı anlaşılmakla 27.03.2018 tarih ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile bazı kanun hükmündeki kararnamelerde değişiklik yapılması hakkındaki kanunun 70.maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci madde hükmü kapsamında bulunamayacağı anlaşılmış, sonuç olarak usule uygun 11.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ve yukarıda belirttiğimiz yasal gerekçeler kapsamında davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; kendisinin özel hukuk tüzel kişisi olduğunu teşvik hükmünden faydalandırılmamasına ilişkin herhangi bir engelin bulunmadığını buna göre davalı Kurumun işleminin iptali ile teşvik hükümlerinden faydalandırılması amacıyla kararın bozulmasını, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ve fazladan ödenen primlerin davalı Kurumda faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3 ve 81 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/6651, K. 2023/3248, 28 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama