KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12983 E., 2023/13506 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2253 E., 2022/2212 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/106 E., 2020/154 K.
Karar Metni
854 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davalı vekili tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.10.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. Fatma Sda Yılmaz geldi. Davacı ... Başkanlığı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I. DAVA
Davacı vekili, Kurum sigortalısı ve davalı işveren bünyesinde olay tarihinde sigortalı olarak çalışan ...'in 29.08.2016 tarihinde geçirdiği işkazası sonucu vefat ettiği, iş kazası sonucu kurum tarafından sigortalının hak sahiplerine toplam 224.479,32 TL peşin sermaye değerli sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı ve 1.597,18 TL tedavi masrafı ödendiği, kurum sigortalısının vefatı ile sonuçlanan iş kazasında davalı işverenin denetim ve kontrol mekanizması kurmadığı için sorumlu olduğunu belirterek kurum alacağının işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müteveffa ...'in ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde müvekkili işverenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/52 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların kusuru bulunmadığından beraatlerine karar verildiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, "...Somut olayda, davalı şirket çalışanı kurum sigortalısı ...'in, 29.08.2016 tarihinde depoda katlar arasında yük taşınmasında kullanılmak üzere yapıldığı anlaşılan yük asansörüne iş arkadaşları ile birlikte binerek üst kata çıktığı, asansörün üst kata çıktıktan sonra çalışanların asansörden inmekte iken sigortalı ...'in bastığı asansör orta kısmındaki ahşap zemin malzemesi profile bağlantı noktalarından kırılarak aşağıya düşmesi sonrası hayatını kaybettiği, kurum tarafından sigortalının hak sahibine ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığı ve sigortalıya tedavi gideri yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, sigortalının işe giriş bildirgesinin işveren tarafından yasal süresi içerisinde kuruma bildirildiği anlaşıldığından davalı işverenin 5510 sayılı Kanun'un 21/1 maddesi gereğince sorumlu olduğu, bu yasal düzenleme gereğince davalı işverenin sorumluluğunun kusur sorumluluğu bulunduğundan hükme esas almaya yeterli bulunan kusur raporundaki oranlara itibar edilerek kurum tarafından yapılan ödemelerin hükme esas almaya yeterli bulunan hesap bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamalar sonucu davacı Kurumun talep ettiği miktarın tavan tazminatı miktarını geçmediği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Rücu davasında işveren yönünden zamanaşımı süresi 10 yıl olduğundan Kurum sigortalısının vefatı nedeniyle hak sahibine yapılan ödeme ve bağlanan gelirlerin onay tarihi ve ödeme tarihi nazara alındığında davalı vekilinin zamanaşımı definin yerinde olmadığı anlaşılmış ve davanın kabulü ile, 179.583,44TL sürekli iş göremezlik gelirinin tahsis- onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 1.277,74 TL tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,..." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili, kararın hatalı olduğunu kusur bakımından verilen kararın yanlış olduğunu belirtmiş ve kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılarak istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine..." dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, kararın hatalı olduğunu kusur bakımından verilen kararın yanlış olduğunu belirtmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusursuz olduğunu baskın kusurun sigortalıda olduğunu belirterek kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile 5510 sayılı Kanunun 21 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12983, K. 2023/13506, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama