KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/16245 E., 2025/7691 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1744 E., 2024/2274 K.
- İlk derece mahkemesi
- Alanya 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/320 E., 2023/162 K.
Karar Metni
794 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkete ait otelde animatör olarak 01.07.1992 tarihinde çalışmaya başladığını, o dönem Hacettepe Üniversitesinde öğrenci olduğu için 1992 Eylül ayı başına kadar çalıştığını, 01.09.2017 tarihli sigortalılığının başlangıcı ve tespitine ilişkin yazılı başvuruda bulunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumunun yazı cevabında davalı yanında çalışmasının 16.07.1992 olarak bildirildiğini fakat çalışmalarına ilişkin sigorta primlerinin ödenmediğini ve çalışmasının tespit edilemediğinin bildirildiğini beyanla tespitine karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinin 2 nolu bendinde SGK'ya yaptığı başvuru sonucunda 16.07.1992 tarihinde müvekkil yanında çalışmasının bildirildiğinin belirtildiğini ve dilekçe ekinde 16.07.1992 tarihli işe giriş bildirge örneğinin sunulduğunu, dolayısıyla 16.07.1992 tarihli işe giriş bildirgesine dayanan davacı tarafın işbu davayı ikame ederek sigorta giriş tarihinin 16.07.1992 olarak talep etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının davasını 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığını, öncelikle usul ekonomisi bakımından süre yönünden reddinin gerektiğini,
davacının dava şartının varlığı açısından da davayı ikame etmesinin de hukuki yararının bulunmadığını dava dilekçesinde sigorta başlangıç tarihinin 16.07.1992 olarak tespitini talep ettiğini, dilekçe ekinde 16.07.1992 tarihli işe giriş belgesini sunduğunu, dilekçesi ekinde sunduğu belgeden davacının sigorta kaydının SGK'ya bildirildiğinin anlaşılacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle ilgili yasa gereği müvekkil Kurumun hizmet tespit davalarındaki davalı sıfatı kaldırılmış olup ancak feri müdahil olarak davalarda yer alabileceğinin yer aldığını, bu nedenle açılan davaya husumet yönünden itiraz ettiklerini, davanın husumet yönünden reddini talep ettiklerini, hizmet tespit davaları 506 sayılı Kanun'un 79/8 maddesi uyarınca hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde açılması gerekirken bu süre aşılmış olup davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüce aslı arşivde bulunamayan suret 16.07.1992 tarihli işe giriş bildirgesi, davacının 1992 yılı yaz dönemi turizm sezonunda animatör olarak çalıştığını ifade eden tanık beyanları, davacının 01.09.1992 tarihinde işten ayrıldığı beyanı birlikte değerlendirildiğinde davalı ile davacı arasında 16.07.1992-01.09.1992 tarihleri arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu,
ancak davalı işveren tarafından 16.07.1992-01.09.1992 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Kurumuna hizmetlerinin bildirilmediği kanaatine varılmış davanın kabulüne, davalı ile davacı arasında 16.07.1992-01.09.1992 tarihleri arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu kanaatine varılmakla bu tarihler arasındaki çalışmasının SGK'ya bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde ;kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, fotokopi belgelerle bu tür davalarda karar verilemeyeceğini, yine işe giriş bildirgesinin tek başına yeterli olmadığını, tanık beyanlarından da davacının çalışma iddiasını kanıtlayamadığını, tanık beyanları arasında da da çelişkiler bulunduğunu, çelişkili tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, resen araştırma ülkesi olduğunu, kamu düzenine yönelik hizmet tespiti davalarında kesin ispatın gerektiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, kuruma verilmesi zorunlu kanıtlarla bu davanın ispatlanması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, hakdüşürücü sürenin geçtiğini, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini, somut ve inandırıcı yazılı delillerle çalışma iddiasının açıkça ortaya konulması gerektiğini, dosyada dinlenen tanıkların da ispatı sağlayamadığını beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/16245, K. 2025/7691, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama