KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/8516 E., 2024/10953 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1985 E., 2024/501 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Adana 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/11 E., 2023/193 K.
Karar Metni
1.019 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/169 Esas 1993/366 Karar sayılı ilamı ile boşandığını, boşanma kararından sonra eski eş ...'nun boşanma sonrası başka bir kadınla evlendiğini, boşanma sonrası müvekkilinin Kuruma müracaat ettiğini ve ölen babasından dolayı ayrı kalmaya başladığını, haksız bir ihbar üzerine yeterli inceleme yapılmadan 19.08.2019 tarihi itibariyle aylığının kesildiğini, müvekkili aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/146 Esas 2012/477 Karar sayılı ilamı ile müvekkilinin beraat ettiğini ve kararın kesinleştiğini,
karar sonrası müvekkilinin tekrar Kuruma başvuruda bulunduğunu ancak başvurunun 11.12.2014 tarihli yazı cevabı ile müvekkilinin tahsis talep ve beyan tahakkuk belgesini doldurduğunu ancak talebin reddedildiğini iddia etmiş, kesilen aylığın aynı tahsis numarası üzerinden tekrar bağlanmasını, ödenmemiş maaşların faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dul-yetim aylığı almakta iken boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiğinin 22.06.2009 tarih 2009/181 sayılı denetmen raporu ile tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinde boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği hususunun düzenlendiğini, ilgili kişilerin boşanmalarına rağmen aile birlikteliğini bozmaksızın birlikte yaşamaya devam ettiklerini, kişilerin aynı evi paylaştıklarını, Kanun metnine uygun bir yaşam tarzı benimsemediklerini, müvekkili Kurumca tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığının beyan etmiş, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ..., evli iken Ankara 16.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/169 E. 1993/366 K. sayılı 07.06.1993 tarihli kararı ile boşandığını, (Bu boşanma ile ilgili olarak dosyaya ilam ibraz edilmiş ve ilgili mahkemesine yazılarak ilam aslı getirtilmiştir ) müvekkilin boşanmış olduğu eski eşi ... ( 2 ay kadar sonra ) ... isimli başka bir kadınla evlendiğini, bu durum bahsedilen şahsın ve müvekkilin nüfus kayıtları ile sabit olduğunu, nüfus kayıtları taraflarınca delil olarak gösterilmiş ve delil listelerinde belirtildiğini,
buna ek olarak müvekkilin boşanmış olduğu eski eşinin evlendiği diğer kadının tanık sıfatıyla ifadesi dahi alındığını, bu tanık ifadesinde adı geçen şahısla evlendiğini yaklaşık 8 yıllık bir evlilik sonrasında boşandığını, bu süreç içerisinde devamlı olarak İstanbul'da ikamet ettiğini, ancak ...'nun ilk eşinden (müvekkilden) olan çocuklarına destek olduğunu beyan ettiğini, yine söz konusu boşanmadan takriben 1 yıl sonrasında müvekkil ... davalı Kuruma müracaat etmiş ve ölü babasından ( ...) dolayı ... tahsis numarası ile ölüm aylığı almaya başladığını,
müvekkil ... belirtilen ölüm aylığını almakta iken ( sahte boşanma ve eski kocası ile birlikte yaşadığı iddiasıyla) aleyhinde haksız bir ihbar yapılmış ve bunun neticesinde yeterli inceleme yapılmadan 19.08.2009 tarihi itibarı ile maaşının kesildiğini, bu noktada, davalı Kurum tarafından yapılan araştırma ve hazırlanan rapor çok yüzeysel olup bir araştırma ya da rapor niteliğine sahip olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, müvekkil aleyhinde yapılan iftira mahiyetindeki suçlama haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkil aleyhine ihbarda bulunan kişi ya da kişilerin;
müvekkille menfaat çatışması olan kişiler olduğu aşikar olduğunu, bunun yanında, müvekkil aleyhinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/146 E. 2012/477 K. sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, yapılan yargılama neticesinde müvekkil ... beraat etmiş olup söz konusu beraat kararı Yargıtay tarafından 21.05.2014 tarihinde onanarak kesinleştiğini,
sonrasında müvekkil davalı Kuruma müracaat etmiş ve maaşının tekrar bağlanmasını talep ettiğini. davalı Kurum tarafından buna verilen 11.12.2014 tarihli cevapta beyan ve taahhüt tahsis belgesi doldurularak gönderilmesi istenmiş hatta bu belge matbuatı boş olarak gönderildiğini, davalı Kurumun talebi kabul yolundaki bu olumlu hareketi üzerine gönderilen Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi müvekkil tarafından doldurularak davalı Kuruma gönderildiğini, ancak bu belge karşılığı verilen cevapta tavır değişmiş ve İş Mahkemesi kararı olmadığından dolayı talebin reddedildiğinin bildirildiğini,
davalı Kurumun önce olumlu ve bunun sonrasında sergilediği olumsuz tavırın ilginç olduğunu, bu durumda Mahkeme nezdinde değişik aşamalarda belirtilmiş ancak dikkate alınmadığını, müvekkil ve boşanmış olduğu eski eşinin 3 müşterek çocuğu mevcut olduğunu, bu çocukların ihtiyaçları, askerlik ve düğün gibi törenleri nedeniyle zaman zaman bir araya gelme zorunlulukları olduğunu, ayrıca, ...'nun müşterek çocuklara destek olmasının babalık görevi olduğunu, ancak bu durum tarafların birlikte yaşadıkları anlamına gelmeyeceğini, söz konusu durum ailevi ve sosyal bir zorunluluk olduğunu,
bu hususu çarpıtmak ve farklı yorumlara gitmek doğru bir yaklaşım olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı ve 96 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8516, K. 2024/10953, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama