KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/9627 E., 2025/15333 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2064 E., 2025/490 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 19. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/112 E., 2023/120 K.
Karar Metni
1.078 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 29.01.2016-31.01.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde yönetici olarak “... Başkan Yardımcısı” unvanı ile çalıştığını, davacının 8.000,00 TL ücret karşılığında çalışmaya başladığını ancak ilk 2 ay sonra ücretin 5.000,00 TL olarak ödenmeye başladığını ve iş akdi fesih tarihine kadar da bu miktarda maaş ödemesi yapıldığını, ödemelerin şirket ortağı ve tek yetkilisi olan ... ... tarafından yapıldığını, davacının işten çıkarıldıktan sonra SGK kayıtlarını kontrol etmesi neticesinde sigorta bildirimlerinin yapılmadığını fark ettiğini ve bu nedenlerle davacının 29.01.2016-31.01.2017 tarihleri arasında 8000,00 TL aylık ücretle davalı şirkette çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili özetle, davacının çalışma süresi boyunca sigortalı olmadığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, reklam ajansı olan davalı şirketin davacıdan danışmanlık hizmeti aldığını, davacının şirketi olmadığından ve fatura kesemediğinden danışmanlık ücretlerinin davalı şirket yetkilisi hesabından gönderildiğini, davacının ücreti olduğunu iddia ettiği 8.000,00 TL'nin işe başladıktan bir gün sonra ödenmesi nedeni ile avans olabileceğini, ücret olamayacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Feri müdahil Kurum vekili özetle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının ... sicil numaralı ... unvanlı işveren yanında; 29.01.2016-30.03.2016 tarihleri arasında günlük brüt 356,85 -TL ücret karşılığı, 01.04.2016-30.01.2017 tarihleri arasında günlük brüt 233,13 -TL ücret karşılığı olmak üzere toplam 362 gün süreyle hizmet akdine bağlı sigortalı olarak çalıştığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin prime esas kazanç tespiti isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İncelemede; Davacının 29.01.2016-31.01.2017 tarihleri arasında Kurum'a bildirilmeyen hizmetlerinin kesintisiz şekilde geçtiğinin iddia edildiği, bu döneme ilişkin hizmet sonunun 2017 tarihi olduğu, davanın 15.03.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı,
Davacının talep ettiği 29.01.2016-31.01.2017 tarihleri arasındaki hizmet süresinin 1 yıl 2 gün olduğu, tarafların beyanları ve ... kayıtları uyarınca davalı şirket yetkilisi olduğu tespit edilen ... ... tarafından davacıya maaş açıklaması ile toplam 12 ay düzenli miktarlarda ödeme yapıldığı, sadece ilk 2 ay 8.000, 00... .000,00 TL olarak ödenen miktarların tarafların sözlü maaş anlaşması olduğu iddia edildiği, davalı yanın sözlü anlaşmaya uymayarak maaşı 10 ay süresince 5.000,00 TL olarak ödediği ve fiili durumda davacıya son 10... .000,00 TL net maaş ödemesi yapıldığı,
davalı işyerinde davacı ile birlikte çalıştığı tespit edilen bordro tanıkları ve komşu işyeri çalışanı olarak beyanı alınan ...'in davacının davalı işyerindeki çalışmalarının fiilen, tam zamanlı ve kesintisiz olduğunu doğruladıkları, davalı şirket yetkilisi tarafından maaş açıklaması ile yapılan düzenli ve aylık ödemelerin de davacı iddiasını ve tanık beyanlarını teyit eder nitelikte olduğu, davacının çalışmasının ispatlandığı,
prime esas kazanç yönünden ise iddia konusu miktar yönünden yazılı belge ile ispat şartı söz konusu olduğundan banka hesaplarına yansıyan miktarların esas alındığı ve banka hesabında kayıtlı miktarı aşan ücret iddiasının ispat olunamadığı,
Ayrıca davalı şirket vekilince istinaf dilekçesinde, mazeretleri reddedilerek sözlü yargılamaya geçildiği ve bunun hukuki dinlenme hakkının ihlali olduğu belirtilmiş ise de, davanın 15.03.2017 tarihinde açıldığı, davalı şirket vekilinin son celse öncesinde davanın esasına ve ibraz edilen bilirkişi raporuna yönelik beyanlarını bildirdiği, dosyanın geldiği aşama ve tahkikatın tamamlanmış bulunması dikkate alındığında mazeretin reddinin hak kaybına neden olacak şekilde olmadığı, istinaf aşamasında da yeni bir durum ve delil ileri sürülmemesine göre, HMK'nın 355 inci maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili, temyiz dilekçesinde özetle,
1. Davalı şirketin faaliyet gösterdiği alan (reklam ajansı) gereği sık sık şirket dışından fatura karşılığı danışmanlık, destek hizmetleri ve benzeri hizmetler aldığını, davacı ile de benzer bir iş ilişkisi çerçevesinde hizmet alımı için anlaşıldığını, davacıya, ilk olarak 30.01.2016 tarihinde 8.000 TL, bir sonraki ay 9.000 TL ve sonraki aylarda ise 5.000 TL gönderilmiş olup, davacının müvekkili şirkette aylık ücretle çalıştığının kabulü halinde neden birbirinden farklı rakamlarda ödeme yapıldığının ve davacının da bunları neden bu şekilde kabul ettiğinin açıklanması gerektiğini;İlk derece mahkemesi kararında,
davacının 29.01.2016 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığı yönünde hüküm kurulduğunu, davacının çalışmaya başladığının hemen ertesi günü, 30.01.2016 tarihinde maaş ödemesi yapılmasının da yine hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu husustaki itirazlarının ne ilk derece mahkemesi ne de istinaf mahkemesince irdelenmediğini,
2.Tanık ...'in işçilik alacaklarına ilişkin müvekkili şirket ile devam etmekte olan bir davası olduğunu, diğer tanık ...'in ise otopark çalışanı olup beyanlarının davacının tam zamanlı, kesintisiz çalıştığı sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığını,
3. Müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen .... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirketin yapmış olduğu hizmet alımına ilişkin faturaların düzenlenerek teslim edilmesi gerektiği ihtar edilmiş olup, söz konusu ihtarnamenin 01.03.2018 tarihinde bizzat davacıya tebliğ edildiğini, ancak davacının cevap vermediğini, bu hususun da mahkemece irdelenmediğini,
4.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/470 Esas ve 2023/1981 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, dosya karar aşamasında olsa dahi gerekçelendirilmiş mazeretin reddine karar verilerek hüküm kurulmasının, hukuki dinlenilme hakkının ve bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olup, bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
Fer'i müdahil Kurum vekili, temyiz dilekçesinde özetle,
1.Davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine ait tutulması gereken kayıtlar ve Kurum belgelerinden de yararlanılması gerekirken bu hususlara girilmeyerek ve salt tanık beyanları nazara alarak karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini,
2.Eksik inceleme neticesi oluşturulmuş rapora itibar edilerek verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancın tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9627, K. 2025/15333, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama