İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/4028 Karar: 2024/15587 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/4028 K.2024/15587

11. Ceza Dairesi 2024/4028 E. , 2024/15587 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6859 Değişik İş Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2022 tarihli ve 2022/102426 Soruşturma, 2022/57708 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ba

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/4028 E. , 2024/15587 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6859 Değişik İş Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2022 tarihli ve 2022/102426 Soruşturma, 2022/57708 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ba

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/4028 E. , 2024/15587 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6859 Değişik İş Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2022 tarihli ve 2022/102426 Soruşturma, 2022/57708 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.12.2022 tarihli ve 2022/6859 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.12.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 03.07.2024 tarihli ve 2024/2254 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/77139 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/77139 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müştekiler vekilinin 19/09/2022 havale tarihli şikayet dilekçesinde, şirket yetkilileri olduklarını belirten şüpheliler ... ve Mehmet Yiğittekinin müştekilere yurt dışında altın ve petrol ticareti yaptıklarını ve yatırımcılara yüksek oranda kâr payı dağıttıklarını belirterek müştekilerden toplam 560,000,00 Türk Lirası para aldıkları ve şüphelilerin aldıkları ödemelere ilişkin müştekilere bono verdikleri, ancak şirketin eski kaşesini bastıkları için bazı bonoların geçersiz hale geldiği, müştekilere kâr payı ödemedikleri gibi mal kaçırmak amacıyla kendilerine ve şirketlerine ait taşınmaz ve nakitleri başkalarına devrettikleri iddiası üzerine dolandırıcılık suçundan başlatılan soruşturmada; taraflar arasında sözleşme olduğundan şüphelilerin eylemlerinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, uyuşmazlığın hukuk mahkemeleri veya icra yoluyla çözülebileceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Öncelikle şüphelilerin ifadesine başvurularak, atılı suç kapsamında şüphelilerin yetkilileri olduğu belirtilen Deran Ziraat Enerji Hayvancılık ve Sanayi İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi, Megalit Gayrimenkul Otomotiv, Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve Umutevim Yatırım Organizasyon Anonim Şirketinin ticaret sicil kaydının dosyaya alınarak ticari faaliyet alanlarının araştırılması, şüpheliler ile müştekiler arasındaki sözleşmenin getirtilmesi, sözleşme kapsamında şüphelilerin müştekilerden yatırım adı altında toplam 560,000,00 Türk Lirası alıp almadığının banka ile şirket kayıtları üzerinden incelenmesi, bonoların sahteliğinin araştırılması, şirketin ortaklık yapısı ve malvarlığı konusunda gerektiğinde bilirkişi raporu alınması sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken, şüphelilerin ifadesi dahi alınmadan ve herhangi bir soruşturma işlemi yapılmaksızın, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Deran Ziraat Enerji Hayvancılık ve Sanayi İthalat İhracat Ticaret Ltd. Şti., Megalit Gayrimenkul Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Umutevim Yatırım Organizasyon A.Ş. yetkilileri olan şüphelilerin, yurt dışında altın ve petrol ticareti yaptıklarını, yatırımcılarına yüksek miktarda kâr payı dağıttıklarını belirterek şikâyetçilerden toplamda 560.000,00 TL para aldıklarının ve karşılığında adı geçen şirketler adına keşide edilmiş bonolar düzenleyerek şikâyetçilere verdiklerinin, buna karşılık vaat edilen kâr payı ödemelerinin yapılmadığının, ana paraların iade edilmediğinin ve bonolar üzerideki kaşelerin şirketlere ait eski kaşeler olması nedeniyle bonoların geçersiz hale geldiğinin, şüphelilerin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendileri ve şirketleri adına kayıtlı malvarlığı değerlerini elden çıkardıklarının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüphelilerin ifadelerinin alınması, bahse konu şirketlerin yetkililerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin, faaliyet konularının, halen aktif olarak ticari faaliyetlerine devam edip etmediklerinin ilgili Ticaret Sicil Müdürlüklerinden sorulmak suretiyle belirlenmesi, yurt içinde ve yurt dışında fiilen altın veya petrol ticaretiyle uğraşıp uğraşmadıklarının, bu hususta yeterli kapasite ve alt yapıya sahip olup olmadıklarının kolluk marifetiyle araştırılması, gerekli görülmesi halinde şikâyetçilerden alınan paraların şirket kayıtlarına intikal edip etmediğinin ve belirtilen alanlarda faaliyet gösterilip gösterilmediğinin ortaya konulması bakımından şirketlerin ticari defter ve belgeleri ile banka hesap ekstreleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüpheliler tarafından şikâyetçilere verilen bonoların temin edilmesi, bonoların ne suretle geçersiz hale geldiğinin, bonolar üzerinde herhangi bir sahtecilik yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, bonoların icra takibine konu edilip edilmediğinin sorulması, şüpheliler hakkında benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunduğunun belirlenmesi halinde bu dosyaların da getirtilip incelenmesi, soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...müştekilerin şüphelilere yatırım amaçlı toplamda 560.000 TL para verdikleri, bunun karşılığında şüphelilerden bono aldıkları, şüphelilerin daha sonra kar payını ve ana parayı ödememesi olayına ilişkin hukuk mahkemelerine veya icra yoluna başvurmaları gerektiği, şüphelilerin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yaptıkları işlemlere ilişkin de yine hukuk mahkemelerine başvurabileceği, taraflar arasında sözleşme bulunduğundan olayın hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.12.2022 tarihli ve 2022/6859 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla