İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/4060 Karar: 2025/1977 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/4060 K.2025/1977

11. Ceza Dairesi 2024/4060 E. , 2025/1977 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/37 E., 2023/657 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/4060 E. , 2025/1977 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/37 E., 2023/657 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/4060 E. , 2025/1977 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/37 E., 2023/657 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2023 tarihli ve 2023/37 Esas, 2023/657 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 05.06.2024 tarihli ve 2024/10689 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/66038 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/66038 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dolandırıcılık suçundan sanık ...'nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis ve 800,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/05/2018 tarihli ve 2014/163 esas, 2018/289 sayılı kararının adı geçen sanıkla birlikte aynı suçtan mahkûm edilen sanık Oktay Duman tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin13/07/2020 tarihli ve 2019/999 esas, 2020/998 sayılı kararı ile bozulmasını ve bozma kararının adı geçen sanığa da sirayet ettirilmesine karar verilmesini müteakip, yeniden yapılan yargılama sonucunda adı geçen sanık yönünden bozma kararı sonrası taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından bahisle bozma kararının sanığa sirayetine yer olmadığına dair Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/04/2021 tarihli ve 2020/388 esas, 2021/152 sayılı kararını takiben, Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesince verilen ilk 10/05/2018 tarihli kararına 01/11/2021 tarihinde Genel Müdürlüğümüzün 94660652-105-34-22504-2021-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 26/09/2022 tarihli ve 2022/60 esas, 2022/15002 sayılı ilâmı ile anılan kararın bozulmasını takiben, yeniden yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis ve 800,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2023 tarihli ve 2023/37 esas, 2023/657 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan dolandırıcılık suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, suç tarihinin 20/11/2008 olduğu, sanığın savunmasının 04/12/2014 tarihinde alındığı ve sanık hakkında verilen 10/05/2018 tarihli ilk mahkûmiyet hükmünün 02/10/2020 tarihinde kesinleştiği, 01/11/2021 tarihinde Genel Müdürlüğümüzün 94660652-105-34-22504-2021-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 26/09/2022 tarihli ve 2022/60 esas, 2022/15002 sayılı ilâmı ile kanun yararına bozulmasını takiben, yeniden yapılan yargılama sonucunda 25/12/2023 tarihinde yeniden sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla, ilk mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği tarih olan 02/10/2020 ile kanun yararına bozma tarihi olan 26/09/2022 tarihleri arasındaki (1 yıl 11 ay 24 gün) süreden duran zamanaşımı süresi mahsup edildiğinde, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde yer alan "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır" ve 6099 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" şeklindeki hükümler ile aynı Kanun'un 28. maddesindeki "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır" ve 35. maddesindeki "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, gerekçeli kararın öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebliğe çıkarılması, tebliğ edilememesi durumunda MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereği tebliğ işleminin yapılması, MERNİS adresinin bulunmaması durumunda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun bir tebligat yapılmış olması şartıyla aynı Kanun'un 35. maddesine göre tebliğ yoluna gidilmesi, aksi durumda ise adres araştırması yapılarak sonuçsuz kalması halinde ilanen tebligat yapılmasının gerekeceği, incelenen dosya kapsamına göre; yokluğunda verilen karara ilişkin sanığın sorgusunda bildirdiği “Reşitpaşa Cad. Merkez Mah. Mahmutoğlu Sk. No: 24/2 Avcılar/İstanbul“ adresine herhangi bir tebligat çıkartılmadan, “Güzelyurt Mah. 2130 Sk. No: 13/8 Esenyurt/İstanbul“ adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu‘nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi usulsüz olup inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, bu aşamada olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesi, 2008 tarihli dolandırıcılık eylemi nedeniyle bozma sonrası yeniden yaptığı yargılamada sanığı TCK 157/1 ve 52/2 uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 800 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir. Adalet Bakanlığı, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle bu karara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur.

Hukuki İlke: Kanun yararına bozma yoluna ancak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hükümler aleyhine gidilebilir; Tebligat Kanunu'nun 10, 21/2, 28 ve 35. maddelerindeki sıra gözetilmeden, sanığın sorgusunda bildirdiği adrese hiç tebligat çıkarılmadan başka adrese 35. maddeye göre yapılan tebliğ usulsüzdür ve hüküm kesinleşmiş sayılmaz.

Uygulama Sonucu: Daire, gerekçeli kararın sanığın bildirdiği Avcılar adresine tebliğe çıkarılmadan Esenyurt adresine Tebligat Kanunu 35'e göre tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu, dolayısıyla hükmün kesinleşmediğini saptayarak CMK 309'daki koşulları taşımayan kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle reddetmiştir.

Dava Strateji Notu: Zamanaşımı iddiası ne kadar güçlü olursa olsun KYB'nin ön şartı hükmün usulüne uygun kesinleşmesidir; savunma, yokluğunda verilen kararlarda tebligat zincirini (bilinen son adres, MERNİS, 35. madde sırası) denetleyerek usulsüz tebliğ tespitinde hükmün henüz kesinleşmediğini ve olağan kanun yolunun hâlâ açık olduğunu ileri sürebilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla