Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/208 E. , 2025/1274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/80 E., 2024/436 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İN
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/208 E. , 2025/1274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/80 E., 2024/436 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Nizip Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2024 tarihli ve 2024/80 Esas, 2024/436 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-l-son, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 8.220,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 31.10.2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.12.2024 tarihli ve 2024/36068 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB-2025/536 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB-2025/536 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Müştekinin kendisini banka görevlisi olarak arayan şahsın talimatları doğrultusunda hareket ederek mobil bankacılık sistemi üzerinden gelen kodu onaylaması üzerine 4.938,00 Türk lira tutarındaki bakiyenin müştekinin hesabından sanığın adına kayıtlı olduğu bildirilen ... Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri Anonim Şirketi hesabına aktarıldığı, bu miktar ile alışveriş yapılmaya çalışıldığı esnada anılan şirket tarafından işlemin şüpheli bulunması üzerine alışveriş iptal edilerek bakiyenin tamamının müştekinin hesabına iade edildiği olayla ilgili olarak Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri Anonim Şirketi'ne yazılan müzekkere cevabında ilgili hesabın sanık adına kayıtlı olduğu, gsm numarasının ... olduğunun bildirilmesi sebebiyle hakkında yargılama yapılan sanığın müşteki ile aynı tarihte benzer şekilde aranarak Vakıfbank hesabında bulunan 9.300,00 Türk lirası tutarındaki paranın anılan şirkete aktarıldığı kendisininde mağdur olduğu şeklindeki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, sanığın alınan savunmasında emekli olduğu, aynı zamanda optik üzerine hizmet veren iş yeri sahibi olduğu, müştekinin arandığı ... numaralı hat ile ... numaralı hatların adına kayıtlı olmadığı ve ilgili hesabın tarafından kullanılmadığına ilişkin savunmaları karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, anılan telefon hatları ile ... Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri Anonim Şirketi 03/03/2022 tarihli yazısında sanığa ait olduğu belirtilen hesabın ne şekilde açıldığı ve kimler tarafından kullanıldığı hususlarının tespitine yönelik bilirkişi raporu aldırılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır. 2. Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 5271 sayılı Kanun'un 309. Maddesinin (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. Aynı Kanun'un dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir. 3. Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün hangi hallerde kanun yararına bozulabileceği, kanun yararına bozma kararının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükümde, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğinden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda ortada hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olup olmamasına ilişkin değerlendirme yanlışlığından kaynaklanan bir uyuşmazlık hali söz konusudur. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin istemde belirtilen "...anılan telefon hatları ile ... Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri Anonim Şirketi 03/03/2022 tarihli yazısında sanığa ait olduğu belirtilen hesabın ne şekilde açıldığı ve kimler tarafından kullanıldığı hususlarının tespitine yönelik bilirkişi raporu aldırılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki nedenin kanun yararına bozma yolunda ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 5. Bununla birlikte, sanık müdafinin 13.11.2024 havale tarihli dilekçesinde belirtilen hususlar ile dilekçe ekinde bir sureti ibraz edilen sanık tarafından Vakıfbank Sivas İstasyon Caddesi Şubesi Müdürlüğüne hitaben yazılan 28.10.2021 tarihli dilekçe içeriği de dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e. maddesi uyarınca talepte bulunulması halinde, gereğinin mahallinde takdir ve ifası mümkün görülmüştür. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Müştekinin kendisini banka görevlisi olarak arayan kişinin talimatıyla gelen kodu onaylaması üzerine 4.938 TL'si sanık adına kayıtlı elektronik para hesabına aktarılmış, işlem şüpheli bulununca iade edilmiş; Nizip Ağır Ceza Mahkemesi sanığı banka çalışanı taklidiyle dolandırıcılıktan 3 yıl 4 ay hapis ve adli para cezasına mahkum etmiş, hüküm istinafsız kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı, hesabın kimin tarafından açılıp kullanıldığına dair bilirkişi raporu alınmadan eksik araştırmayla hüküm kurulduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma istemiştir.
Hukuki İlke: Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümdeki maddi veya usul hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesiyle sınırlıdır; deliller toplanıp değerlendirildikten sonra 'eksik inceleme ve araştırma' bulunduğu iddiası, mevcut delillerin mahkumiyete yeterliğine ilişkin bir takdir yanlışlığı olup ortada hukuka aykırılık hali sayılmadığından kanun yararına bozma konusu yapılamaz.
Uygulama Sonucu: Ret: istem 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımadığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiş, ayrıca sanığın dilekçe ekindeki belgeler bakımından 311/1-e uyarınca yargılamanın yenilenmesi yolunun açık olduğu belirtilmiştir.
Dava Strateji Notu: 'Kendim de mağdurum, hesap bana ait değil' savunmasıyla kesinleşmiş bir hükme itiraz edilecekse, eksik araştırma iddiası için kanun yararına bozma değil; yeni delil sunarak 311/1-e uyarınca yargılamanın yenilenmesi yolu izlenmelidir.