Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/2714 E. , 2026/334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/519 E., 2024/233 K. SUÇ :Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İstemi Ret Sanık hakkında bozma üzerine kurulan
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/2714 E. , 2026/334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/519 E., 2024/233 K. SUÇ :Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İstemi Ret Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, (her ne kadar sanık temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer vermemiş ise de; istinaf Mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucunun, incelemesi hukuki denetimle sınırlı (CMK madde 294/2) olan temyiz yolunda, re'sen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde/layihasında temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini/temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu (CMK madde 294/1) şart koşmuş ve temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi durumunda; tıpkı başvurunun süresi içinde yapılmaması, hükmün temyiz edilemez olması ya da temyiz edenin buna hakkı bulunmaması hallerinde olduğu gibi usulüne uygun açılmış bir temyiz davasından bahsedilemeyeceğinden temyiz isteminin reddedilmesini (CMK madde 298) emretmiş ise de; karar tarihi itibari ile mülga 1412 sayılı CMUK'un 305. maddesinde böyle bir zorunluluk bulunmadığından tebliğnamede ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.), aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK’nın 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 25.12.2012 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 23.10.2016 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede; 1.Sanığın, iştirak halinde mağdur ... ile ...'ya ait kimlik bilgilerini ihtiva eden sahte nüfus cüzdanları ile kredi almaya teşebbüs şeklinde gerçekleşen eyleminin, “banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık” suçu ile birlikte “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu da oluşturduğu, birden fazla nitelikli halin ihlali söz konusu olması nedeniyle dolandırıcılık suçundan temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği, mahkemece sanık hakkında yalnızca “banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık'' suçundan hüküm kurulmuş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un 158/1- (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52.maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesinin gerektiği, buna göre sanığın sahte nüfus cüzdanları ile 16.500,00 TL kredi çekmeye teşebbüs ettiği, sanığın elde etmeye teşebbüs ettiği haksız menfaat miktarının çekilecek kredi miktarı olarak kabulü ile, 5237 sayılı Kanun’un 158/1,son maddesi uyarınca adli para cezasına esas alınacak gün sayısı 1650 gün olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeksizin, 100 gün üzerinden hesaplanması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Bozma üzerine yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiriler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 08.01.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık, iştirak halinde iki mağdurun kimlik bilgilerini taşıyan sahte nüfus cüzdanlarıyla bankadan 16.500 TL kredi çekmeye teşebbüs etti; ağır ceza mahkemesi bozma üzerine sanığı banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılıktan mahkum etti. Sanık hükmü sebep göstermeden temyiz etti.
Hukuki İlke: Karar tarihinde yürürlükte olan mülga 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi rejiminde temyiz dilekçesinde sebep gösterme zorunluluğu yoktur; bu nedenle sebepsiz temyiz istemi reddedilemez. Esasa ilişkin olarak, sahte kimlikle kredi teşebbüsü birden fazla nitelikli hali (kredi dolandırıcılığı yanında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması) ihlal eder ve TCK 158/1-son uyarınca adli para cezası, elde edilmeye çalışılan haksız menfaatin (çekilecek kredi tutarının) iki katından az olmayacak gün sayısı üzerinden hesaplanmalıdır.
Uygulama Sonucu: 11. Ceza Dairesi, hem suç vasfındaki eksikliği (tek nitelikli halden hüküm kurulması) hem de adli para cezasının 1650 gün yerine 100 gün üzerinden eksik hesaplanmasını hukuka aykırı bulmakla birlikte aleyhe temyiz bulunmadığından bunları bozma nedeni yapmadı ve hükmü eleştirerek oy birliğiyle onadı.
Dava Strateji Notu: Bu karar, aleyhe temyiz yokluğunda sanık lehine oluşmuş hukuka aykırılıkların (eksik ceza, eksik nitelendirme) korunacağını gösterir; müdafi, katılan veya savcılık temyizi bulunmayan dosyalarda sanık aleyhine sonuç doğuracak bozma riskinin sınırlı olduğunu bilerek temyiz stratejisini kurabilir. Ayrıca CMK 231/8-son uyarınca HAGB denetim süresindeki ikinci suç tarihine kadar zamanaşımının durduğu hesaba katılmalıdır.