İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/3798 Karar: 2026/1330 Tarih: 2026

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/3798 K.2026/1330

11. Ceza Dairesi 2025/3798 E. , 2026/1330 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1992/324 E., 1993/915 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Talebin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başs

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/3798 E. , 2026/1330 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1992/324 E., 1993/915 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Talebin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başs

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/3798 E. , 2026/1330 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1992/324 E., 1993/915 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Talebin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2019 tarihli ve 1992/324 Esas, 1993/915 Karar sayılı ek kararına yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 21.08.2025 tarihli ve 2023/18906 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/100878 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/100878 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dolandırıcılık suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 503/1, 522/1, 72 maddeleri gereğince 736.000.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, dair Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/1993 tarihli ve 1992/324 esas, 1993/915 sayılı kararının temyiz edilmeksizin 07.10.1993 tarihinde kesinleşmesini müteakip, hükümlünün memnu hakların iadesi talebinde bulunması üzerine, hükümlü hakkındaki cezanın sadece adli para cezası olduğu, herhangi bir hak yoksunluğuna hükmedilmediği ve bu nedenle yasaklanmış hakkı bulunmadığından bahisle talebin reddine ilişkin Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarihli ve 1992/324 esas, 1993/915 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, adı geçen hükümlünün dolandırıcılık suçundan almış olduğu mahkûmiyet kaydının, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 14 ve geçici 2. maddeleri gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun'un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı ve sanık hakkındaki mahkûmiyet kararında herhangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, sanığın mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunabileceği ve hakkındaki adlî sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın daha sonra yeni bir suç işleyip işlemediği incelenerek, hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun (5352 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında; "Adlî sicildeki bilgiler; a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, c) Ceza zamanaşımının dolması, d) Genel af, Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.", aynı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Arşiv bilgileri; a) İlgilinin ölümü üzerine, b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren; 1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle, 2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle, c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir" ve 13/A maddesinde ise; "(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir." hükümleri yer almaktadır. 2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.09.1993 tarihli ve 1992/324 Esas, 1993/915 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında dolandırıcılık suçundan 765 sayılı Kanun'un 503/1, 522/1, 72. maddeleri uyarınca neticeten 736.000,00 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün 07.10.1993 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün Mahkemesine hitaben yazdığı 04.01.2019 tarihli dilekçesi ile memnu hakların iadesine yönelik talepte bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede; yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumu, yitirilen hak ve ehliyetlerin, koşullarının gerçekleşmesi halinde iyi halli hükümlüye yargı yolu ile geri verilmesini sağlamaktadır. Bu kurum yoluyla ister 5237 sayılı Kanun'dan, isterse özel bir yasadan kaynaklansın, kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma, yasal kısıtlılık altında bulundurulma gibi gerek bir mahkumiyetin doğal sonucu, gerekse ceza şeklinde hükmedilen her nevi ehliyetsizliklerin bertaraf edilmesine hukukumuzda bir engel bulunmamaktadır. 5352 sayılı Kanun'a 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile eklenen 13/A maddesinin birinci fıkrasındaki; "5237 sayılı Türk Ceza Kanun'u dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir" hükmü gereğince, hükümlülük kararında açıkça belirtilmese bile mahkumiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların yukarıda bahsedilen maddenin birinci fıkrasındaki koşulların bulunduğuna mahkemece kanaat getirilmesi halinde iadesine karar verilebileceği gözetilerek, yasaklanan haklarının geri verilmesi talebinde bulunan hükümlünün hukuki durumunun, 5352 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ilâ (2) numaralı alt bentlerinde yazılı haller ile 13/A maddesinde belirtilen şartlar ışığında değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine talebin reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2019 tarihli ve 1992/324 Esas, 1993/915 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: 1993 yılında 765 sayılı TCK'nın 503/1, 522/1 ve 72. maddeleri uyarınca dolandırıcılıktan yalnızca ağır para cezasına mahkûm edilen hükümlünün 2019'daki memnu hakların iadesi talebi, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesince 'cezası sadece adli para cezası olduğundan yasaklanmış hakkı bulunmadığı' gerekçesiyle reddedilmiştir. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi üzerine 11. Ceza Dairesi ek kararı incelemiştir.

Hukuki İlke: 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi uyarınca hükümlülük kararında açıkça hak yoksunluğu belirtilmese bile, mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan haklar geri verilebilir; adli sicil arşiv kaydının varlığı da yasaklanmış hak kavramına dahildir ve arşivden silinme süresi 5352 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereği geri verme kararına göre hesaplandığından, salt para cezası mahkûmiyeti talebin reddine gerekçe yapılamaz.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma istemi kabul edilerek ret kararı oy birliğiyle bozulmuştur; mahkemenin, hükümlünün yeni suç işleyip işlemediğini ve iyi hâlini değerlendirerek 13/A'daki koşullar ışığında karar vermesi gerekirken talebi baştan reddetmesi Kanun'a aykırı bulunmuştur.

Dava Strateji Notu: Sadece para cezasıyla sonuçlanmış eski mahkûmiyetlerde dahi memnu hakların iadesi istenebilir; 'hak yoksunluğu yok' gerekçeli ret kararlarına karşı, arşiv kaydının kendisinin bir yoksunluk olduğu ve silinme süresini kısalttığı (on beş yıl/otuz yıl ayrımı) vurgulanarak kanun yararına bozma yolu dahil tüm yollar denenmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla