Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2026/229 E. , 2026/1696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3000 E., 2020/346 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurus
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2026/229 E. , 2026/1696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3000 E., 2020/346 K. SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 13.09.2019 tarihli ve 2019/172 Esas, 2019/277 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 158/1.l-son, 52... maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 212.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 11.02.2020 tarihli ve 2019/3000 Esas, 2020/346 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanunun 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz istemi; müvekkilinin beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, alt sınırdan uzaklaşılması ve lehe indirim uygulanmaması nedenleriyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumu çalışanı olarak tanıtma suretiyle dolandırıcılıktan sanığı TCK'nın 158/1-l-son ve 52. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 212.000 TL adli para cezasına mahkûm etmiş, İzmir BAM 13. Ceza Dairesi müdafiin istinaf başvurusunu CMK 280/1-a uyarınca esastan reddetmiştir. Müdafi beraat verilmesi gerektiğini, alt sınırdan uzaklaşıldığını ve lehe indirim uygulanmadığını ileri sürerek temyiz etmiştir.
Hukuki İlke: Delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanaatin dosyadaki belgelerle uyumlu kesin verilere dayandığı ve suç vasfının doğru belirlendiği hâllerde, TCK'nın 61/1. maddesindeki ölçütler ile 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine uygun biçimde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini hukuka aykırılık oluşturmaz; temyiz incelemesi CMK 289/1 ile sınırlı yapılır.
Uygulama Sonucu: Daire, CMK'nın 302/1. maddesi gereği tebliğnameye uygun olarak temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına oy birliğiyle karar verdi; alt sınırdan uzaklaşma orantılılık denetiminden geçti.
Dava Strateji Notu: Nitelikli dolandırıcılıkta alt sınırdan uzaklaşmaya yönelik temyizde soyut 'usul ve yasaya aykırılık' iddiası yeterli değildir; müdafi, TCK 61/1 ölçütlerinin (zararın ağırlığı, kastın yoğunluğu gibi) somut olayda neden yanlış tartıldığını gerekçeli kararın kendi verileriyle çürütmelidir, aksi hâlde onama neredeyse otomatiktir.