KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10378 E., 2010/1723 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
397 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2008 tarih ve 2007/188-2008/312 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada 18.06.1999 tarihinde 223987 numaralı vadeli mevduat hesabına para yatırdığını, ancak vade sonunda hesapta paranın bulunmadığını öğrendiğini, bunun üzerine başvurulduğunda sözlü olarak paranın ödeneceğinin söylendiği halde ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının parasının eski banka müdürü ... tarafından çekildiğini, ancak daha sonra 25.11.1999 tarihinde “355” ek numaralı hesap açılarak 4.000,00 TL’nın bu hesaba yatırıldığını, bu hesaptaki paranın 03.01.2000 tarihinde davalı tarafından çekildiğini ve bu suretle davacı alacağının kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılamada, davalının yemin teklifi üzerine dava konusu parayı tahsil etmediği yönünde yemin eden davacı beyanı karşısında davalı banka çalışanının zimmetine geçirdiği parayı ödediğinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, davacı taraf dava dilekçesi içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı bankada bulunan mevduatının 4.319,00 TL olduğunu ve davalı bankaca bu tutarın ödenmediğini ileri sürmek suretiyle işbu davayı açmış ve dava dilekçesinde bu miktarın dışında aynı hesaba ek olarak ayrıca para yatırdığını da ileri sürmemiştir.
Davalı taraf ise başlangıçta davacı hesabında bahsedilen miktarda para bulunduğunu, bu tutarın bankanın eski müdürü tarafından usulsüz olarak çekildiğini, ancak aynı müdürün ek hesap açmak suretiyle 4.000,00 TL yatırdığı ve yatırılan bu tutarın da davacı tarafından imzalanan 03.01.2000 tarihli dekontla çekildiğini savunmuştur. Bu durumda davanın halli, 03.01.2000 tarihinde çekildiği iddia olunan paranın davacı tarafından çekilip çekilmediği noktasında toplanmaktadır. Zira yukarda da belirtildiği üzere, davacının hesabına ayrıca ek olarak 4.000,00 TL yatırdığına ilişkin iddiası mevcut değildir.
Bu itibarla mahkemece, para çekme dekontundaki imzanın davacıya ait olup olmadığı belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davacıya hatırlatılan yemine dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10378, K. 2010/1723, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama