KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10627 E., 2010/1376 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 tarih ve 2006/238-2007/287 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "DMS CNC+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunun "DMS+Şekil", "DMS+Şekil" ve "DMS CNC+Şekil" ibareli markalar mesnet alınarak en YİDK.tarafından 556 sayılı KHK.nın 7/b maddesi uyarınca reddedildiğini,oysa başvuru konusu işaret ile redde mesnet alınan markaların aynı yada benzer olmadıklarını, müvekkilince işaretin uzun yıllardan beri kullanılıp tanıtılarak ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürerek, YİDK. kararının iptalini ve müvekkili marka başvurusunun kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının başvurusunun konusu olan işaret ile redde mesnet alınan markaların görselliği, ses uyumu ve telafuzu itibariyle aynı bulunduğunu, tescil kapsamına alınmak istenen hizmet ve mallarında aynı tür olduğundan tüketiciler nazarında karışıklığa yol açacağını, itiraz sürecinde dayanılmayan kullanımla ayırtedicilik olgusuna yargılama aşamasında dayanılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, başvuru kapsamında bulunan tüm emtia ve hizmetler için 556 sayılı KHK’ nin 7/b maddesindeki hususun redde mesnet markaların sahibleri yararına gerçekleştiği, davalının davacı başvurusunu anılan madde hükmünü nazara alarak reddetmesinin hukukun gereği olduğu, davacı tarafın itiraz aşamasında ileri sürmediği kullanımla ayırtedicilik ve tanınmışlık iddiasının inceleme olanağının bulunmadığı, aynı nedenle YİDK.kararının tesisinden sonra redde mesnet alınan bir markanın tescil başvurusunun hükmünü yitirmesinin bu davada varılan yargıyı değiştirmeyeceği, davalı kurum kararının hukuka uygun bulunaduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10627, K. 2010/1376, 8 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama