KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11967 E., 2010/2993 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.11.2007 tarih ve 2007/903-2007/2138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde açtırdığı hesapta para ve hisse senedi olmak üzere toplam 26.870.000.000 TL bulunduğunu, ancak müvekkilinin hesabındaki paraların davalı şirketin çalışanı tarafından usulsüz olarak çekildiğinin öğrenildiğini, davalının bu nedenle müvekkiline 22.431,00 YTL ödeme yaptığını, müvekkilinin hesabında 26.870,00 YTL olması nedeniyle 4.439,00 YTL tutarın daha müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, sözkonusu tutarın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının uğradığı zarar tazmin edilerek kendisinden ibraname alınmış olduğunu, ibranamenin varlığı nedeniyle davanın dinlenmesinin mümkün bulunmadığını, müzayaka hali ile iradeyi sakatlayan hata, hile ve ikrah hallerinin de sözkonusu olmadığını, ibranın 2004 yılında yapılmasına karşın davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 2007 yılında açılmış olduğunu, bu nedenlerle davacının ibranamenin geçersizliğini ileri sürmesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ibra edilen davalıdan alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı, davacının ibranameleri zor durumda kalarak müzayaka halinde imzaladığı ve bu nedenle ibranamelerin geçersiz bulunduğu yönündeki iddiaların kanıtlanamamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile somut olayda ibranameye konu tutar ile davacının talep ettiği tutar arasında açık bir nispetsizliğin olmaması karşısında BK’nun 21 nci maddesinde düzenlenen gabinin objektif unsurunun gerçekleşmediğinin anlaşılmış olmasına göre de davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11967, K. 2010/2993, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama