KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12156 E., 2010/6893 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2008 tarih ve 2005/792-2008/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalılar Ferrero S.P.A. vekili Av.... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı TPE vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış olan 112080, 136250, 179574, 188539, 189233, 189877, 190789 ve 191055 nolu “SÜRPRİZ”, “Şekil + ÜLKER SÜRPRİZ”, “ÜLKER SÜRPRİZ” ibareli 29, 30, 32 nci sınıflardaki ürünler için tescilli markalarına rağmen davalılardan şirketin 2003/302 nolu “KİNDER SÜRPRİZ” markasının 30 ncu sınıf emtia için tescili başvurusuna müvekkilince diğer davalı nezdinde yapılan itirazın en son YİDK’nca “ibareler benzer olmasına karşın başvuru sahibinin aynı emtialar için 2003/303 sayılı aynı ibareli markasının varlığı” gerekçe yapılarak reddedildiğini, oysa, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b, 7/1-i, 8/1-b,
8/4 ve 9/1-b maddeleri gereğince bu kararın iptali gerektiğini ileri sürerek, 23.06.2005 tarih ve M-2368 sayılı YİDK kararının iptalini, tescil edilmiş ise davalının 2003/302 nolu markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin tanınmış olan markaların dünyada pek çok ülkede ve Türkiye’de ise 1989 yılından beri tescilli olduğunu, davacı markalarının bu yüzden terkin edildiğini, gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, 1988 yılında Türkiye’de piyasaya ilk kez müvekkilinin sunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı markalar ile davalı şirketin başvurusuna konu markanın esaslı unsurunun “SÜRPRİZ” ibaresi olduğu, anılan 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, ne var ki başvuru tarihi itibariyle yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nin 7/son maddesi anlamında ayırtedici olan davalı markasının 8/1-b engelini de aşabileceği, davalı markasının tanınmış olduğunun pek çok mahkeme ilamı ile kabul gördüğü, tanınmış markanın 7/son anlamında evleviyetle ayırt edici nitelik kazandığı,
1988 yılının Aralık ayından itibaren Türkiye'de eylemli olarak kullanılmaya başlayan davalı markasının ayırdedici nitelik kazandığı, YİDK karar tarihinde henüz davacı markaları hükümsüz kılınmadıklarından, bilirkişi raporunun aksi yöndeki anılan gerekçesine itibar edilmediği, ancak farklı gerekçelerle aynı sonuca varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12156, K. 2010/6893, 15 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama