KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12876 E., 2010/4172 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2007/336 - 2008/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin “BODRUM RAKISI” ibareli Marka başvurusuna davalı şirketin yaptığı itirazın davalı idarenin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kabul edilerek müvekkilinin marka başvurusunun reddedildiğini, oysa anılan markanın ayırt edici niteliğinin bulunduğunu ileri sürerek, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2007-M–3230 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başvuruda bulunduğu markadaki BODRUM ifadesinin rakının üretim yapıldığı yer olarak algılanacağı, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi gereğince ayırt edici niteliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından “BODRUM RAKISI” ibaresi rakı emtiası için marka olarak tescil ettirilmek istenilmiş, davalı şirket tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı’na yapılan itirazın reddi üzerine davalı şirketin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a,c,f bentleri gerekçe gösterilerek YİDK’ya yaptığı itiraz “Bodrum İlçesi’nin rakı üretimi ile ilgili bir bilinirliğinin
olmadığı, ancak en önemli turistik merkezlerden birisi olması nedeniyle Bodrum’da tatil yapan yerli ve yabancı turistlerin rakı malı üzerinde “Bodrum Rakısı” markasını görmeleri halinde sözkonusu ibareyi markadan ziyade coğrafi kaynak bildiren bir işaret olarak algılayacakları, bu nedenle başvurunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-a ve c bentleri kapsamında reddi gerektiği, 7/1-f bendi kapsamında yapılan itirazın ise isabetli bulunmadığı” gerekçesiyle anılan kurul tarafından kısmen kabul edilmiştir.
Uyuşmazlık Muğla İli’nin ilçesi olarak herkesçe bilinen Bodrum adının marka olarak tescil edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dairemizin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 Esas, 1999/9590 Karar sayılı ve 13.04.2000 tarih ve 1999/9575 Esas 2000/2998 Karar sayılı kararlarında da, tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan bir sözcüğün yanına, (hatta tek başına tescili mümkün olmayan sözcük “kök” sözcük olsa bile) ayırt edici nitelikte ek ve ibareler getirilmesi durumunda bu haliyle tescilin mümkün olup olmayacağı tartışılmış ve bir nevi marka tanımını içeren 556 sayılı KHK’nin 5. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde,
tek başına tescili mümkün olmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikte sözcükler ilavesi ile ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebilmesinin, yasal düzenlemenin amacına daha uygun olacağı ve bu itibarla, KHK'nin 7/1-f bendi gereğince tek başına marka olarak tescili mümkün olmayan İstanbul, Ankara, İzmir gibi coğrafi yer isimlerinin “İstanbul Şarabı”, “Ankara Pazarları”, “Restaurant İstanbul”, “İzmir Rakısı” gibi bir başka sözcüğün ilavesi ile meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir.
Doktrinde de bölge veya şehir adlarının marka olarak tesciline ilke olarak bir engel bulunmadığı kabul edilmektedir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, davacının başvurusunu yaptığı rakı emtiasına ilişkin “BODRUM RAKISI” ibaresinin marka olarak tesciline yasal olarak engel bir durumun sözkonusu olmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik ve hatalı yorum ile davaya konu başvurudaki rakı ibaresinin marka kapsamındaki emtianın kendisi olmasından dolayı ayırt edici gücünün bulunmadığı, Bodrum ibaresinin ise tanınmış bir ilçe olması nedeniyle marka olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12876, K. 2010/4172, 13 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama